Şehit savcının rehin alınmış fotoğraflarını basan gazetelere kızan Davutoğlu, ahlak dersi vermiş.
Kızgınlık, üzüntü ve acıma hisleri içinde Hoca’nın bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar seçici bir ahlak anlayışı ürettiğini düşünüyorum. 17 Aralık’tan bu yana bir kısım ‘dindar, muhafazakârların’ içinde debelendiği ahlaksızlığı, devlet imkânlarının seferber edilerek beslenen yandaş medyanın rakip kabul etmeyen edepsizliği demek ki Hoca’yı hiç ilgilendirmiyor.
Madem Hoca ahlaksızlıktan açıyor bahsi;
Darbe planları kendisine aktarıldığında ‘bildiklerimi bilseniz uyuyamazsınız’ diyen dönemin Başbakan’ının, yolsuzluk iddiaları ortaya çıktığında ‘kandırıldık’ demesi,
“Yolsuzluk yapanların kolunu kopartacağım”, “şeffaflık paketini geçireceğim”, “artık torba yasa olmayacak” sözleri veren bir Başbakan’ın Cumhurbaşkanı’ndan fırça yiyince hiçbir şey olmamış gibi koltuğunda oturması,
28 Şubat’ta basından çektiklerinizden ders çıkardığınızı iddia edip, iktidara yerleştikten sonra 28 Şubat basınına rahmet okutan bir medyaya sahip olunması,
Savcının şehit edilmesi üzerine ‘Geziciler adam öldürdü’ manşetleri atan gazetelerin baş tacı edilmesi,
Nasıl bir ahlaktır, Ahmet Hoca?
Yine Erdal Güven’e söyledikleriniz akla geliyor. “Hangi siyasetçi ki ilime/ilim adamına yaklaşır, yükselir; hangi âlim ki siyasete/siyasetçiye yaklaşır, alçalır.”