Üç gündür hemen herkesin aklından en az bir kere geçen o cevapsızlığa mahkûm soru dışındaki her şey “hiç”leşti:
O çocukları büyütürken, aman üstleri açılmış olmasın, üşümesinler diye gecede kim bilir kaç kere uyanan annelerine nasıl izah edeceksiniz evlatlarının “donarak öldüğü” gerçeğini?
Yıllarca, Osmanlı’nın “dağılma ve yıkılış” döneminde yapılan Sarıkamış Harekâtı’nda, askerimizin “eksi 40” derecede “nasıl olup da donabildiğini” sorgulayanlar, “Yeni Türkiye”nin “yükselme(!)” günlerinde, üstelik daha kış bile bastırmamışken, Tunceli’de, iki askerimizin “eksi 5” derecede “nasıl olup da donabildiğini” de sorgulayacak mı şimdi?
“Hayalperest”ten “bencil”e Enver’in boynuna astıkları yaftalardan herhangi birini “başkomutan(!)”ın boynuna da asabilecekler mi?
“Büyük bir mağlubiyeti zafer gibi yansıttığı” ve aksi yöndeki haberleri sansürlettiği gerekçesiyle onun itibarını da didikleyecekler mi?