Erken seçimin olacağına mutlak gözüyle bakan başlıktaki hüküm cümlesi hem bilerek hem de inanarak kuruldu. Meseleyi yazının başında net bir biçimde ortaya koyarak ilerlemeyi tercih ediyorum. Ülkede ne olup ne olmayacağını belirleyen tek veri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “iktidar” ile kurduğu ilişkidir. Bu ilişki bir “varlık-yokluk” ilişkisine dönüştüğü için de attığı her adımın ve aldığı her kararın bu ilişkinin sürmesine yönelik olduğunu bilmemiz lazım.
Muhalefetin sürekli dillendirdiği bir ezber gibi Erdoğan, “Oyları düşüyor, memlekette iyi olan hiçbir şey yok, partisi son seçimde 2’nci parti oldu, bu nedenle Erdoğan ilk seçimlerde sandıktan çıkacak sonuç ile makamını devretmeyi” beklemiyor doğal olarak. Hiçbir seçimde bunu yapmadı. Normal şartlarda yapılan ve kazandığı seçim yoktur. Bu nedenle “çok ince” yaptığı hesaplarla aldığı erken seçim kararları, hep bu şartların kendisi için seçim kazanmaya uygun hâle gelmesi içindir.
Erken seçim tarihini iktidarın adını “terörsüz Türkiye” koyduğu sürecin evrileceği yer ile direksiyonunda Mehmet Şimşek’in bulunduğu ekonomik yön belirleyecek. Her ikisi için de Erdoğan’ın zamana ihtiyacı var. Gündem değiştirmesi ve “ağırdan” almasının nedeni de bu…