Sedat Bozkurt: Çiller'i ve Ecevit'i siyaset sahnesinden silip atan bu krizler aynı etkiyi Erdoğan'da neden göstermiyor?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çiller ile Yılmaz ve Bülent Ecevit’in muhatap olduğu krizin benzeriyle karşı karşıyayız. Aslında bu krizlere uzak değiliz. Kalıcı olarak son 8-9 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Ama Çiller’i, Yılmaz’ı ve Ecevit’i siyaset sahnesinden silip atan bu krizler aynı etkiyi Erdoğan’da neden göstermiyor? Bence baraj sorusu bu.

(Erdoğan devlete mutlak hâkim; ne Çiller ne Yılmaz ne de Özal devlete bu kadar hâkim olamamıştı. Son krizde borsa düşmesin diye kamu kaynaklarını hemen devreye soktu. Borsa krizi çökmek yerine hafif atlattı. Muhtemelen borsanın şu an en büyük yatırımcısı devlet. Döviz meselesinde de Merkez Bankası istenildiği gibi devreye sokulabiliyor.

Nakit ihtiyacı için de sıkıntı yok, 16 Eylül’de Hazine 10 yıllık sabit faizle borçlandı. Hem de bu sabit faiz yüzde 35,19. Yani 2 yıl sonra mucize gerçekleşip enflasyon tek rakama inse bile, bu yüzde 35,12 faiz 10 yıl boyunca ödenecek. Bir önceki borçlanma daha kısa vadeliydi ve faiz oranı da yüzde 29,09’du. Bunun anlamı bütçenin her yıl yüzde 20’sine yakınının faize gideceğidir. Bunu bugüne kadar hiçbir siyasetçi göze alamadı.)

Bütçeden yılın ilk ayında sadece faize 1 trilyon 988 milyar lira ödendi. Bu oran bir önceki yıla göre yüzde 40 artmış. Bütçe açığı, yani gelir ile gider arasındaki fark 1 trilyon 348 milyar lira. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44 artmış. Gideriniz gelirinizden çok artıyor. Bu 8 ayda çiftçi ile esnafa verilen destek sadece 150 milyar lira. Faize ödenen paranın yüzde 8’i kadar. Buna “yönetememe” değil, kötü yönetim denir ancak.

Sedat Bozkurt’un yazısı