Şahap Eraslan: Çocuğun olanakları genişlerken kendi hareket alanı daralabiliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün çocuk giderek kendi kurduğu dünyadan, kendisi için kurulmuş bir dünyaya taşınıyor. Futbol sahasının çizgileri çizilmiş, kurallar belirlenmiş ve yetişkinler kenarda bekliyor. Hakem oyunu kontrol ediyor, antrenör ne yapılacağını söylüyor ve anne baba tribünden izliyor. Çocuğun hareket ettiği alan daha güvenli ve düzenli olabilir; fakat aynı zamanda daha önceden belirlenmiştir.

Eskiden herhangi bir boşluk oyun alanına dönüşebilirdi. İki taş kale olur, sahanın sınırlarını çocuklar belirler, oyuncu sayısına göre kurallar değiştirilirdi. Top dışarı çıktı mı çıkmadı mı, faul oldu mu olmadı mı tartışılırdı. Çocuklar yalnızca oyunu oynamıyor, oyunun dünyasını ve kurallarını da kendileri kuruyorlardı. Bugün ise antrenör yetişkin, hakem yetişkin, seyirci yetişkin. Kurallar önceden belirlenmiş, saha çizilmiş, oyun saati kararlaştırılmış durumda. Çocuğun hata yapıp o hatayı başka çocuklarla pazarlık konusu yaparak düzeltme alanı da giderek daralıyor.

Burada ilginç bir paradoks ortaya çıkıyor: Çocuğun olanakları genişlerken kendi hareket alanı daralabiliyor. Çünkü kural yalnızca oyunu mümkün kılan şey değildir; aynı zamanda hareketin sınırını da belirler. Kurallar önceden konulduğunda çocuk onların içerisinde hareket eder. Oysa eski oyunun dağınıklığı yalnızca bir eksiklik değildi. Çocuklar tam da o belirsizliğin içinde kural koymayı, kural değiştirmeyi, haksızlık yapmayı, haksızlığa uğramayı, itiraz etmeyi, pazarlık etmeyi ve bozulan ilişkiyi yeniden kurmayı öğreniyorlardı.

Bir taraftan çocukluğu özgürleştirdiğimizi, eski otoriter ve askerî disiplin biçimlerinden uzaklaştırdığımızı düşünüyoruz; diğer taraftan çocukların hayatı hiç olmadığı kadar biçimlendirilmiş, sınıflandırılmış ve standartlaştırılmış durumda.

Şahap Eraslan’ın yazısı