Sağlık Notları: Son saldırı bir kez daha gösterdi ki sağlıkçılar sahipsiz

ALİ İHSAN NERGİZ

aihsannergiz@gmail.com

@aihsannergiz

Maalesef bu hafta gündeme oturan başlık ‘sağlıkta şiddet.’ Dr. Ertan İskender, hastası tarafından yaşamını tehlikeye sokacak biçimde bıçaklandı. Özellikle ellerinde meydana gelen yaralanmalardan dolayı bir daha ameliyatlara katılıp katılamayacağı belirsiz.

Salgında yeni vakalar azalmaya devam ederken, 1 Haziran sonrasına dair kararlar belirsizliğini koruyor. Uzmanların esas endişesi ise yavaş giden aşılamalar.

Haftanın önemli gelişmelerini sizler için değerlendirdik.

Sağlıkta şiddetin yeni kurbanı Dr. Ertan İskender

Pandemide hakkı ödenemeyen sağlık çalışanları yine bir saldırıya maruz kaldı. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ortopedi hekimi olarak çalışan Dr. Ertan İskender, bir hastası tarafından elinden ve sırtından bıçaklandı. Acilen ameliyata alınan Dr. İskender’in operasyonu başarılı geçse de ellerini tam olarak kullanıp kullanamayacağı henüz bilinmiyor.

Ülkedeki hâkim şiddet kültürü ve cezasızlık ikliminin bir yansıması sağlıkta şiddet. Yetersiz düzenlemeler, korunmayan kurbanlar ve verilmeyen cezalarla dört bir yandan besleniyor. Her yeni vahim vakada sağlık çalışanları sesini çıkarmaya çalışır, müdürler ve yöneticiler ‘değerli’ doktoru ziyaret edip geçmiş olsun dileklerini iletir, birkaç güne üstü kapanır. Pandeminin başından beri süren sağlık çalışanlarına övgüler, maalesef ne çalışma şartlarını iyileştirmede ne de şiddeti önlemede bir aşama kaydetmemizi sağladı.

Günde bazen yüzlerce hasta bakmaya, 36 saat boyunca aralıksız çalışmaya zorlanan hekimler, her gün birtakım hastaların akıl almaz istekleriyle muhatap oluyor ya da sözlü veya fiziki saldırıya maruz kalıyor. Dr. Ertan’ın hastası da istediğini alamayınca hekimin canını almak için bıçağına sarılanlardan. Bunun ne makul bir açıklaması ne de hafifletici bir sebebi var. Sağlık çalışanları hastanın insafına bırakılmış, dört bir taraftan hedef gösterilmiş durumda. Cezasızlık ortamı devam edip şiddet iklimi hastanelerde sürdürdükçe benzer haberleri ve daha vahimlerini duymaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

Yine belirsizlik

Uzun zamandır sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar konusunda bir ileri iki geri giden hükümetin, 1 Haziran sonrasında dair kararları açıklaması bekleniyor. Yine açıklanması son güne bırakılan kararlar, bundan etkilenecek milyonlarca insanı endişe içerisinde bırakıyor.

Vaka sayıları henüz 7 bin düzeylerine yeni inmiş ve aşılamada belirgin bir aşama kaydedememiş durumdayız ama kısıtlamalara da insanların tahammülü kalmadı. 31 Mayıs’ta ‘bir ay boyunca sürecek birtakım hafifletilmiş kısıtlamalar’ açıklanması en muhtemel senaryo gibi. Bilimsel kanıtlar, kısıtlamaların devam etmesi gerektiğini gösteriyor olsa da sosyal ve ekonomik açıdan bu giderek daha az mümkün hale geliyor.

Laboratuvardan sızıntı iddiası güç kazanıyor

Bu hafta Amerikan basınına yansıyan yeni bir istihbarat raporuna göre Wuhan Virüs Enstitüsü çalışanları, Kasım 2019’da belirsiz şikayetlerle hastaneye başvuru yapmış. İddia, belki de bu çalışanların o dönemde ‘corona’ya yakalanmış olabileceği.

İddiaların kuvvetlenmesi üzerine ABD Başkanı Joe Biden da virüsün kökenlerine dair araştırma çabalarının artırılacağı yönünde açıklama yaptı. Çin tarafı ise bu söylemlerin bilimsel bağlamdan koparıldığı ve politize edildiği görüşünde.

Enfeksiyon uzmanları uyardı: Geç olmadan aşılamayı hızlandırın

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin (KLİMİK) bu yılki ulusal kongresi, çevrimiçi şekilde 26 Mayıs’ta başladı. KLİMİK Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap önemli açıklamalar yaptı.

Elimizde pandemiyi bitirecek aşıların bulunduğunu, ancak etkili ve kapsayıcı aşılama olmadan bir işe yaramadığını vurgulayan Prof. Azap, bu durumun yeni varyantlara davet çıkardığını söyledi.

Açıklamalarda ocak-şubat aylarında sağlık çalışanlarına yapılan hızlı aşılamanın referans gösterilerek günlük 1-1.5 milyon aşılama kapasitemizin olduğunun belirtilmesi de önemli bir noktaydı.

Bu pandemiden kurtulabilmenin yegâne yolu aşılama politikalarımızın değişmesi ve bir nevi seferberliğe girişmek gibi duruyor. Yaz aylarında virüs yayılımının doğal olarak yavaşladığını biliyoruz. Bunu fırsat bilerek nüfusun büyük kısmının aşılanması mümkün.