Ruşen Çakır: ABD'nin müttefikinin Kürtler olduğu bir kez daha kanıtlandı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Amerikan uçaklarının Erbil’e yöneldiği söylenen IŞİD güçlerini bombalaması aklıma 11 yıl önceki bir olayı getirdi: Amerikan ordusunun Irak’ı işgal ettikten kısa bir süre sonra, 2003 Mayıs ayında Halepçeyle İran sınırı arasında küçük bir bölgede üstlenmiş olan El Kaide çizgisindeki Ensar el İslam örgütüne geniş kapsamlı bir operasyon düzenlemiş ve Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin en ciddi rakiplerinden birini büyük ölçüde tasfiye etmişti. Musul’un düşmesine ses çıkarmayan Washington’un Erbil söz konusu olunca devreye girmesi öncelikle ABD’nin Irak’taki önde gelen müttefikinin Kürtler olduğunu kanıtlıyor.

Peşmergelerin Şengal, Mahmur gibi yerleşim birimlerini, Irak ordusunun Musul’u terk etmesini çağrıştırır şekilde terk etmeleri kafaları karıştırdı. IŞİD’in ağır silahları bunun tek gerekçesi olabilir mi, sanmıyorum. Belli ki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) silahlı güçlerini motive etme diye bir sorunu var. Bunun nedenleri üzerine çok şeyler söylenebilir, şimdilik dünkü yazımızda da altını çizdiğimiz, IŞİD’in tepesindeki “stratejik akıl”ın Kürtlerdeki zaaf noktalarını çok iyi analiz etmiş olduklarını vurgulamakla yetinelim.

Ruşen Çakır’ın yazısı