Hükümet-Cemaat savaşının alenileşmeye başladığı andan itibaren en çok merak edilen husus bunun stratejik ve küresel boyutlarıydı. 22 Temmuz operasyonuyla birlikte savaşan tarafların argümanlarına baktığımız zaman stratejik konuların ilk kez bu kadar ön plana çıktığını görüyoruz.
Özetle söyleyecek olursak Cemaat hükümeti İran’la, hükümet de Cemaat’i İsrail’le gizli işbirliği yapmakla itham ediyor.
Suçlamalar esas olarak düşmanını yıpratma fonksiyonu görebiliyor. Bu açıdan baktığımızda hükümetin son derece avantajlı bir konumda olduğunu söyleyebiliriz.
Öncelikle tabii ki emniyeti büyük ölçüde, yargıyı da kısmen kontrolüne alabilmiş olması önemli.
Ama en can alıcı nokta şu: Türkiye’de, hele Filistin’de yine bir katliam dönemi yaşanırken İsrail’in popülarite açısından çok alt düzeylerde seyrettiği muhakkak.
Böyle bir ortamda Cemaat tarafından “İrancı” olmakla suçlanan hükümetin, “İsrailci” damgasını yapıştırmak istediği Cemaat’e kıyasla işinin çok daha kolay olduğu açıktır.