Hükümetin, ‘demokratik açılım’, ‘Oslo süreci’ ve nihayet ‘çözüm süreci’ gibi girişimlere yönelmesindeki ana motivasyonlardan birinin cemaate olan bağımlılığından kurtulma arayışı olduğuna dair inancım iyice kuvvetlendi. Çünkü biliyoruz ki Kürt sorunu ülkemizde ‘bütün sorunların anası’dır ve seçimle iş başına gelmiş olan hükümetler hep bu sorunu köklü olarak çözemedikleri için bazı kurum ve odakların vesayetini kabul etmek zorunda kalırlar. Gülen cemaatinin, hükümetin sorunu kalıcı bir şekilde çözmeye yönelik girişimlerinin hemen tümünü destekler gözüküp en kritik anlarda bunların önüne engel çıkartmasını ve tabii iki müttefik arasındaki kopuşun bir tür miladı olan 7 Şubat 2012 MİT krizinin yine Kürt sorunu üzerinden patlak vermesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir.