Resimdeki şiir: Orhan Taylan sergisi

H. AYHAN TİNİN

Sanat da var / Sergi

insanatinart@gmail.com

Yeni yılın ilk günleriyle birlikte, gündelik hayatımızın desenleri, sergiler başladı.

Bir entelektüelin yolcuğunu da anlatan Orhan Taylan sergisi 2025’in ilk anlamlı sürprizi.

4 Kasım 2023’te kaybettiğimiz Orhan Taylan, yalnızca bir resim ustası değil, halkın ve sosyal meselelerin içinde, sırça köşkten sokağa inen bir ressam, afiş tasarımcısı, seramik ve heykel sanatçısı…

3-23 Ocak 2025 tarihlerinde Orhan Taylan Atölye’de açık kalacak sergi, bir atölyenin, yani sanatçının üretim atmosferinin, sergiye ziyaret edenlerle paylaşılması adına, o sanatçıyı belki daha derinlemesine anlatıyor bize…

Üstelik Orhan Taylan da bu derinliği sonuna kadar tanımlayan bir yaşam sürmüş.

Samsun’da başlayan öyküsü Robert Kolej ve Roma Güzel Sanatlar Fakültesi’yle taçlanırken, elit bir yaşam seçmek yerine adalet, özgürlük, paylaşım, ‘Ben değil, biz olmak’ felsefesiyle yaşayan bir sanatçının Görsel Sanatçılar Derneği başkanlığından, Barış Derneği kurucu üyeliğine kadar uzanan bir yolculuğu var.

Annesi Seniye Fenmen’den başlayarak bütün aile hem görsel sanatların hem de sosyal oluşumların içinde olmuş.

Ailenin aydınlanmacı kültürü ise Mithat Paşa’ya kadar uzanıyor.

Peki bunları yaşarken var olduğu çeşitli ortamlarda hiç dile getirmiş midir Orhan Taylan?

Kendisiyle yapılan birçok söyleşide bu yaşam etiketlerini asla kullanmaz. Hep sanatı, kendi sanatının bakış açısıyla resmin ya da heykelin meseleleri üzerinde durur.

Özellikle de şiirin sesini, resminin desenlerine gizler, sonra onu görünür hale getirirken kendi yaptığı yağlı boyaların nesillere ulaşacak canlılığını korur ve ortaya soyut-figüratif diyebileceğimiz bir Orhan Taylan resmi çıkar.

Resmi soyutlamak usta sanatçı için tuvalle şiiri buluşturmaktır aynı zamanda.

Ancak Taylan’ı yalnızca tuvalle sınırlamamak gerek.

Aynı zamanda duvarların, dev afişlerin de tasarımcısıdır.

En ünlü, kitlelere mal olmuş tasarımı ise avuçlarında dünyayı taşıyan işçi elleridir.

1976 yılıdır. DİSK Taksim’de 1 Mayıs bayramını kutlayacaktır. Bir gün önce akşam saatlerinde Orhan Taylan’ın atölyesine bir telefon gelir: “Yarın için bir afişe ihtiyacımız var.” O gece yaklaşık bir saat içinde çizilen afiş ülkemizde önemli bir sembol olduğu gibi, 1978’de WFTU’nun (Dünya Sendikalar Federasyonu) düzenlediği afiş yarışmasında birinciliği kazanır.

Bununla da övünmez. Prag’da güzel bir 10 günlük, güzel bir seyahattir onun için…

Hep kocaman atölyelerde yaşar. Camın önünde çayını içer. Ev atölye, atölye evdir onun için, dar alanlarda çalışmayı hiç sevmez. Zamana direnen boyalarını kendi üretir. Kendi deyimiyle zamandan münezzeh bir ressam olma düşüncesindedir.

Resim hayattır.

Şiir resimdir.

Afiş nefestir.

Resim hayatın şiiridir.

Sakalsız, pipo içmeyen, bilirkişilerde yer almayan, başka sanatçıları yargılamamak için jüri olma tekliflerini kabul etmeyen, resimlerini müzelere değil insanların duvarlarına emanet eden, karma sergilere katılmayan, Asmalımescit’te yaşayan, gençliği dönemin ünlü şairlerinin sofralarında edep ve muhabbetle geçmiş bir ustanın hayatı bu sergi…

Dünyanın o dağdağlı yıllarında ünlü heykeltraş Kuzgun Acar’la birlikte ürettiği eserleri de unutmamak gerek. Dönemin neredeyse bütün büyük sosyal hadiselerinde oralarda olup iş üretmişler; ancak ne fotoğraflamak ne biriktirmek akıllarına gelmemiş.

Çünkü yaratıcılığın gizemi üzerine değil, sanatın işlevselliği üzerine oluşturmuşlar felsefelerini.

Bir resmin tamamlandığını nasıl anlarsınız?” sorusuna “Ressam elinden fırçayı bırakmaya ihtiyaç duyduğu zaman…” diye yanıt vermiş Orhan Taylan.

Yarım kalan bir resim olur her zaman hayatın içinde…

Orhan Taylan’ın sergisi, Asmalmescit Sofyalı Sokak’ta, soy sanat sevdalılarını bekliyor, 24 Ocak’a kadar… Son yarım resmi tamamlamak adına…