Recep Genel: Tüm kanallar tekmili birden 'televizyon mahkemesi' kuruyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Akşamları üçlü kanepeye oturup kumandayı elimize aldığımızda tüm kanallar tekmili birden “televizyon mahkemesi” kuruyor. Siyasetin sözde duayenleri operasyonları duyuruyor. Olası tutuklanacakları önceden bildiriyorlar. Yargılıyorlar, hüküm veriyorlar ve cezaevine yolluyorlar.

Yorumlar, analizler, dedikodular birbirine karışıyor. Söz birliği etmişçesine gazeteler ertesi gün aynı manşetlerle bayiye çıkıyor.

Niyetlerini, beklentilerini ve sonuçlarını çok öngöremediğimiz kumpasların, tertiplerin tam ortasında kaldık. Bazen kimin kime ne yaptığını anlayabilmek için araştırma yapmamız ya da bir bilene sormamız gerekiyor.

Yoksa kimin ayağına kimin bastığını dahi anlayamayacağız.

TV ekranlarında bütün ülkeye yön vermek istiyorlar. Artık yargıyı, adaleti adliye koridorlarında değil, yargısız infazların tertiplendiği stüdyolarda aramaya başladık. Başkent kulislerinin müdavimleri, yerine göre enflasyondan çakan, stratejist dış politikanın uzmanı olmayı da bilenler TV’lerde boy gösteriyor. Durumdan vazife çıkarıp kendilerini sarayın bekçisi ilan ederek “çorba peşinde” koşuyorlar.

Bukalemundan daha başarılı kılık değiştirebiliyorlar. Dün öyleyken bugün böyle olmaktan hiç utanmıyorlar. Ne kadar rezil olursa olsun, yüzüne tükürsen “yarabbi şükür” diyenler, liyakati sadakatle karıştıranlar, “-miş gibi” yapıp her duruma ayak uyduran hacıyatmazlar hayatımızın ayrılmaz klişeleri haline geldi.

Peki, tüm o televizyon mahkemeleri, kumpaslar, tertipler neye yaradı?

Görünen o ki; çok fazla bir işe de yaramıyor. Zira o başkanlara oy verenleri de içeri atmadıkları sürece seçmen inadını sürdürüyor. Tercihlerini değiştiremiyor. Onlar çoktan, Yeni Türkiye masalları ile irtibatını kesmiş. Aksine kendi iradelerinin ayaklar altına alınmasından dolayı her geçen gün daha fazla öfkeleniyorlar.

Kaçınılmaz olarak, siyaset mühendisliği de bir yerden sonra duvara tosluyor. Sıkışıp kaldığımız şu küçücük coğrafyada, “küresel siyasete yön veriyoruz” nidaları arasında dünyadan kopmuş, bir başımıza kendi çukurumuzda debelenip duruyoruz. Bunun üstünü örtmek de TV’lerin çok bilmişleri için çok zorlu bir maceraya dönüştü.

Yeni Türkiye’yi neresinden tutsanız artık elinizde kalıyor.

Kantarın topuzu çoktan kaçtı. O yüzden korku dağlarını büyütmek istiyorlar…

Recep Genel’in yazısı