Türkiye’nin yeni bir umuda ihtiyacı var. Özel, o umudu yeşertmek istiyor. Her ayrılık arkasında hesabı görülmesi gereken problemler de bırakır. Ama seçim borularının çaldığı bir atmosferde oyun dışı kalma tehlikesini kimse göze alamazdı. Aslında mutlak butlan kararından sonra asıl hedef buydu.
Kemal Kılıçdaroğlu’na teslim edilen CHP’nin içinde kalmak, adliye koridorlarında oynanacak oyunları kabullenip bir parçası olmaya rıza göstermek, kaderini başkalarının yazmasına izin vermek olacaktı. Göreceksiniz, Kılıçdaroğlu CHP’yi seçime taşısa bile onu bir Truva atı gibi kullanmak isteyecektir.
Türkiye’nin artık kayıkçı dövüşünü elinin tersiyle iten milletin iradesine, demokrasiye, özgürlüğe sahip çıkan bir partiye ihtiyacı var. Son birkaç ayda yaşadıklarımız, yıllardır adeta bir demokrasi müsameresi izlediğimizi ortaya çıkarmadı mı?
Umut hep vardı. Her zaman da var olacak, yarını o inşa eder. Bizi geleceğe umutlarımız, hayallerimiz taşır. Yeni bir dünyayı önce düşlerimizde kurarız. Sonra bu hayali gerçek kılmak için yollara düşeriz. Bazen biz menzile erişemeyiz ama umudu kapana kıstıramazsın, o yoluna devam eder. Karanlığın umutları yoktur; hesapları, tertipleri, kumpasları, kirli oyunları vardır. O taktikler bugün işe yaramış gibi gözükse de yarına ait değildir.