Modern toplumlar, örgütlenme hakkını, ifade özgürlüğünü muhalefet kanallarını bir anlamada tahliye valfi gibi görür. Böylece biriken aşırı basınç kontrol edilebilir hale gelir. Hele bir de manometre kullanıyorsanız o zaman basıncın şiddetini de okuyabilirsiniz. Böylece sistem kendisini yenileyebilir. Kaza tehlikesi de ortadan kalkar.
Demokrasilerde ifade kanallarını tıkamak ya da yargıyı, polisi sindirme aracı olarak kullanmak, toplumsal talebi yok etmez. Sadece sistemin iç basıncını artırır.
Pascal Yasası gereği, Ankara’da alınan bir karar ya da haksız bir hüküm, toplumun en ücra köşelerinde hissedilir. Baskı homojenleşir, gerilim her hücreye yayılır. Ancak asıl tehlike, sistemin “Tahliye valfi” iptal edildiğinde başlar.
Mühendislikte valfin görevi basittir. Düdüklü tencerenin patlamadan kaynamasını sağlar. Toplumsal yaşamda bu valfin karşılığı bağımsız yargı, özgür medya ve “değişim” umudunu diri tutan adil bir seçim sistemidir.
Eğer düdüklü tencerenin manometresi bozulmuş, tahliye valfi tıkanmışsa o zaman büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalırsınız. Fiziğin temel kuralları devreye girer. İçeride biriken basınç devasa bir potansiyel enerjiye dönüşür.
Ocaktaki düdüklü tencerenin içinde basınç hızla yükselirken siz artık onu ölçecek durumda olmazsınız. Tahliye valfi kapalı olduğu için basıncı da dışarı atma şansınız kalmaz. Sonrası malum, ocakta her an patlamaya hazır bir tencere var ve kontrolü kaybettiniz.
Unutmayın; bir düdüklü tencereyi patlatan şey içindeki suyun miktarı değil, o buharlaştığında gidecek bir yer bulamamasıdır. Yoksa fiziğin o evrensel ilkeleri ile karşı karşıya kalırsınız.
Eşyanın tabiatına aykırı kararlar alırsanız, fizik asla affetmez.