Bütün ülke, freni patlamış bir otomobil gibi yol almaya başladı. Ekonomi kaosa sürüklendi. Bu kriz ekonomisini bitirecek, enflasyonu yeneceklerdi. Olmadı, sonsuz bir kriz döngüsüne doğru sürükleniyoruz. Artık, yüksek enflasyon ve kriz yol arkadaşımız oldu. Sokakları çetelere kaptırmıştık, okullarda da can güvenliğimiz kalmadı. Görüyorsunuz işte maden işçileri hak ettiği maaşı alabilmek için Ankara’ya kadar yürüyor, günlerce parklarda sabahlıyor, yine çare bulamıyor. Siyaset sahnesini yargı sopasıyla terbiye etmeye çalışsalar da mızrak artık çuvala sığmaz hale geldi. Ülkenin dört bir tarafından yükselen feryatlara iktidar kulaklarını tıkıyor. Her şey kördüğüme dönüştü, çare bulamaz hale geldik.
AKP yaşananları görmezden gelerek tüm bunları başka bir hükümet yapmış gibi muhalefette kalmak istiyor. Her seferinde sorumluluktan kaçıyor. O her felaketten sonra birlik çağrısı yapıp topu başkalarının üstüne atmayı seviyor.
AKP iktidarları; kamu ihalelerinden tutun, rüşvete, yolsuzluğa, hırsızlığa kadar ucu kendisine uzanan ne varsa hepsini denetimin, yargının, sorgunun dışına çıkarmayı milli vazife edindi. Aynı şeyi toplumu derinden sarsan toplumsal felaketlerde, facialarda, katliamlarda da yaptı. Hiçbirinde sorumluluk almayı kabul etmediği gibi hepsinin üstünü örtmeyi, geçiştirmeyi görev bildi.
Böylece her köşe başında işini bilenler, yolunu bulanlar hayatımızın vazgeçilmez parçası haline geldi. Çeteler böyle büyüdü, çıkar çevreleri iktidarın etrafında böyle kümelendi. Güç odakları toplumu böyle rehin aldı.