Ramazan Akgün: Adalet, ancak evrensel olduğu ölçüde adalettir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Küresel güçler söz konusu olduğunda hukuk, evrensel bir değer olmaktan çıkıp araçsallaştırılmış bir enstrümana dönüşüyor. Bir devletin kendi sınırları içinde suç saydığı fiiller, savaş sahasında “meşru operasyon” olarak sunulabiliyor. Sivillerin hedef alınması, şehirlerin altyapısının yok edilmesi, toplu cezalandırma yöntemleri… Tüm bunlar, güçlü aktörler için çoğu zaman gerçek bir hesap verme sebebi olmuyor.

Bu durum aslında Thomas Hobbes’un yüzyıllar önce tarif ettiği doğa durumunu hatırlatır. Hobbes’a göre, merkezi bir otoritenin olmadığı yerde hayat “yalnız, yoksul, kötü, vahşi ve kısa”dır. Uluslararası sistem de büyük ölçüde böyle işlemektedir: Devletlerarasında bağlayıcı ve üstün bir otorite olmadığı için, güç hâlâ en belirleyici unsur olmaya devam eder. Bu yüzden savaş alanında hukuk değil, çoğu zaman güç konuşur. Uluslararası kuruluşlar bir hukuk değil statü kollamakta, işlevselliğini kaybetmektedir.

Eğer adalet herkes için geçerli değilse, hiçbir sözleşmenin, hiçbir uluslararası mahkemenin ve hiçbir bildirgenin gerçek bir anlamı kalmaz. Çünkü adalet, ancak evrensel olduğu ölçüde adalettir.

Ramazan Akgün’ün yazısı