Cahiliye döneminin tüm adetleri hayat buldu, kölelik hortladı…
Tefecilik resmileştirildi, 60 milyon insan borç batağında çırpınıp duruyor…
Ülke, uluslararası tefecilerin elinde tutsak hale geldi…
Küfür mahallesinde, yalan meydanında, hile sokağında İslam satılır hale geldi…
Şimdi içinizden çoğunuzun ‘Bunlar doğru, tamam ama çıkış yolu ne?’ dediğinizi duyar gibiyim! Çıkış yolu her zaman vardır.
Yol tıkalıysa engeller ya açılır, ya da yeni bir yol yapılır.
Fakat önce tüm Türk milletinin, yukarıda yazılan doğruları kabul edip tavrını belli etmesi şarttır.
Yanlışı, kötüyü, pisliği bilmezsek, doğruyu, iyiyi, güzeli bulamayız ki!
Siyasetçiler, aydınlar, akademisyenler, doğruları konuşmazlarsa, Türk milletine doğruları nasıl aktaracağız?
Bu zavallı insanları, seccade şeytanlarının elinden nasıl kurtaracağız?
Çıkış yolunu görmek için herkes tarafını belli etmelidir.
Kim yobazlıktan, ilkellikten, cehaletten yanadır, bilelim!
Kim çağdaşlıktan, bilim ve akıldan, demokrasiden ve laik Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten yanadır, onu da bilelim!
Cumhuriyetten, demokrasiden, Atatürk’ten yana görünüp tarikat-cemaat şarlatanlarının kucaklarına oturanların, hırsızlık parasıyla siyasete soyunanların maskelerini indirmeden ve zamane yalakalarından hesap sormadan kimseye huzur yok! Bu böyle biline…”