Bütün işaretler, İstanbul’da beklenen depremin yaklaştığını gösteriyor, fakat… Bu tehlike kimsenin umurunda değil… Jeofizikçiler uyarıyor, deprem profesörü adını verdiğimiz bilim adamları uyarıyor, yer bilimiyle ilgilenen tüm uzmanlar uyarıyor ama… Devlet pek ilgili görünmüyor. Toplum da, geçim derdinden mi nedir, ya depremi düşünmeye zaman bulamıyor, ya da boş veriyor! Kuzey Marmara ya da bilinen adıyla İstanbul Depremi, sessiz bir şekilde, haince, sinsi sinsi yaklaşıyor. Bir de bakacağız ki, bela gelmiş kapımızı çalıyor. O zaman korkmanın, feryat etmenin hiçbir faydası olmayacak! İnsanları öldüren aslında deprem değil, depremin yıktığı çürük binalardır. Deprem, yönetmeliğe uygun yapılan sağlam ve güçlü binaları yıkamaz. Fakat bizde o kadar çok çürük bina var ki… Düşündükçe ürpermemek mümkün değil. Tehlike göz göre göre yaklaşıyor.