Prof. Kaboğlu: Akademisyenleri tutuklayan yargıçlar Anayasa'yı ihlal ediyor

 

TUNCA ÖĞRETEN

@tuncaogreten | tunca.ogreten@mail.com

‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı bildiriye imza atan ‘Barış İçin Akademisyenler’in İstanbul’daki üyelerinin düzenlediği basın toplantısında ‘Tüm tehditlere rağmen geri adım atmayacağız’ başlıklı açıklamayı okuyan üç akademisyen tutuklandı.

Tutukluma kararını, Anayasa Hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu Diken’e değerlendirdi.

Fotoğraf: @BarisAkademik
Fotoğraf: @BarisAkademik

Akademisyenlerin tutuklu yargılanması kararını anayasal ve hukuki açıdan gerekçelendirmenin ve meşru bir zemine oturtmanın çok zor olduğunu savunan Kaboğlu, “Anayasa Mahkemesi’nin yakın geçmişte tutuklu gazeteciler Erdem Gül ve Can Dündar’ın tutuklanmalarıyla ilgili verdiği karar bize gösterdi ki kolayca tutuklama kararı veren mahkemeler Anayasa’yı ihlal ediyor” diye konuştu.

Kaboğlu ayrıca kolayca tutuklama işlemine başvurmanın, aslında yargıçların anayasal statüleriyle de çelişen bir durum olduğunu söyledi.

‘Cumhurbaşkanı farklı fikirleri terörize etme çabasında’

kaboglu
Prof. İbrahim Kaboğlu

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’daki bombalı saldırı sonrası “Elinde silahı olan, bombası olan teröristle, konumunu, kalemini, unvanını, amacına ulaşabilmesi için teröriste emir verenin de hiçbir vasfı yoktur. Akademisyen olması, gazeteci olması, STK yönetici olması, aslında o kişinin terörist olduğu gerçeğini değiştirmez” sözüyle akademisyenlere bir kez daha yüklendiğini hatırlattığımız Anayasa hukukçusu, şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanı’nın yapması gereken şey Anayasa’da belli. Ankara’nın bağrında bu patlamalar oluyorsa Anayasa’nın uygun maddeleri gereğince Bakanlar Kurulu’nu toplar, sıkı yönetim ya da olağan üstü hal benzeri bir uygulama yapar. Tıpkı Paris’teki saldırının ardından Fransa’da yapılan gibi. Cumhurbaşkanı’nın yetkisi budur.” 

“Erdoğan, suçluyu neden ilgili bakanlarda değil de akademisyen ve sivil toplum kuruluşları yöneticileri arasında arıyor” diye sorduğumuz Kaboğlu, şu yanıtı verdi: “Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, Cumhurbaşkanı’nın bunu gündeme getirip, aydın, akademisyen ya da gazeteci arasında suçlu aramaya kalkışması hedef saptırdığını anlamına geliyor. İkincisiyse fikir suçlusu yaratma ve farklı düşünenleri terörize etmek amacı gütmektir. Bu nedenler de Türkiye’deki mevcut demokrasiyi sorgulamak için yeterlidir zaten.”