Prof. Ergör'den 'PCR zorunluluğu' uyarısı: Bu nasıl düzenlenecek?

AYŞEGÜL KASAP

@aysegul_kasap

Türkiye’de 6 Eylül’den itibaren aşısızlara PCR testi zorunluluğu uygulanmaya başlanacak. Ancak testlerin düzenli takibi konusundan yeni mutantların zamanında tespit edilebilmesine kadar soru işaretleri var.

Diken’e konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gül Ergör, PCR testi zorunluluğunun insanları bir noktada aşıya yönlendirebileceğini söylese de asıl yapılması gerekenin ‘aşıya ikna etmek’ olduğunu belirtti: “Aşı tereddüdü olan herkesi ikna etmek için büyük çaba sarf edilmesi lazım. Dördüncü doz gibi sağlık personelini meşgul edecek gereksiz şeyler yapmak yerine insanların aşı konusundaki tereddütlerini gidermek lazım.”

Ergör ayrıca test kitlerinin yeterliliği konusunda bir problem olmasa bile sağlık personelinin üzerlerindeki yükün artacağına dikkat çekti: “Laboratuvarda çalışan arkadaşlarımızdan testi örnek alacak kişilere kadar… Bu nasıl düzenlenecek? Şu anda öyle bir düzenleme yok.”

Fotoğraf: Reuters

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın uygulamayı duyurmasından sonra İçişleri Bakanlığı ‘Bazı Faaliyetler İçin PCR Testi Zorunlululuğu’ konulu genelge yayımlanmıştı. Genelgeye göre 6 Eylül’den itibaren konser, sinema, tiyatro, otobüs, tren ve diğer toplu ulaşım araçlarına negatif PCR testi zorunluluğu getirildi.

Varyantlar PCR’da tespit edildi

PCR testleri konusunda en çok endişe edilen noktalardan biri mutasyonlar. Yani yeni bir varyantın PCR testinde tespit edilemeyeceği ve bu nedenle insanların farkında olmadan taşıyıcı olmaya devam edeceği yönünde bir korku hakim.

Prof. Dr. Gül Ergör, şimdiye kadarki varyantların PCR testlerinden kaçmadığını çünkü genetik benzerlik olduğunu ve nedenle tespit edilebildiğini söyledi: “Yeni mutasyonun hemen genetik yapısı ortaya çıkınca PCR testine yeni mutasyonu tanıyabilecek bir kod yükleniyor. Ama çok yeni bir mutasyon diyelim, haberimiz yok, o kaçabilir. Çok farklı bir şey olursa yakalanamayabilir.”

‘Bıkkınlık yaratıp aşıya yönlendirebilir’

PCR testlerinin salgına olumlu bir etkisi olacağını belirtse de Ergör, alınan kararda asıl etkenin aşıya yönlendirmek olduğu görüşünde: “PCR testi salgına faydası olacak bir şey. Ama bu faydadan önce bu aşıya yöneltsin diye alınan bir karar bir yandan da. PCR testi sonuçta yine de bir zaman kaybı. Gidecek, sonucunu alacak, bir süreç. Bu bıktırıcı hale gelebilir. Uluslararası anlaşmalar ve insan hakları gereği bir insana zorunlu olarak bir ilaç veremez bir aşı ya da zorunlu müdahale yapamazsınız. Ama onu aşı olmaya yönlendirici tedbirler almaya çalışabilirsiniz. Yani o kendi kararıyla ‘Böyle haftada iki kez PCR testi yaptıracağıma gideyim şu aşıyı olayım bitsin’ diyebilir diye düşünüyoruz. Fransa’da  böyle bir karar alındıktan hemen sonra hemen 2 milyon kişi bir hafta içinde aşı randevusuna başvurmuş. Böyle bir yararı olabilir. “

‘Asıl istediğimiz herkesin aşılanması’

Prof. Dr. Ergör salgınla mücadelede asıl etkili parametrenin aşı olduğunu belirtti: “Bizim asıl istediğimiz herkesin aşılanması. Yoksa tek tek kim hastalanmış, onu hastalandıktan sonra bulmuşuz izole etmişiz, bu asıl etkili yöntem  değil. Artık elimizde aşı varken en etkili yöntem herkesi aşıya ikna etmek. Aşı tereddüdü olan herkesi ikna etmek için büyük çaba oraya sarf edilmesi lazım. Dördüncü doz gibi sağlık personelini meşgul edecek gereksiz şeyler yapmak yerine insanların aşı konusundaki tereddütleri gidermek lazım.”

‘Sağlık personelinin yükü artacak’

Artık kitlerin hemen üretebildiğini ve bu nedenle bir kit sorunu yaşanmayacağını söyleyen Dr. Ergöl, asıl problemin sağlık personelinin omuzlarına binecek yük olduğunun altını çizdi: “Kit sıkıntısı olmasa da insanlara yük olacak. Laboratuvarda da çalışan arkadaşlarımızdan testi örnek alacak kişilere kadar… Bu nasıl düzenlenecek? Şu anda öyle bir düzenleme yok. Önceden ya hastalık semptomu gösterenlere ya da yurt dışına çıkanlara test zorunluluğu vardı. Şimdi uçağa binecek olandan da konsere gidecek olandan da test istenecek. Bu var olan sağlık sistemine ve personeline bir yük getirecektir. Kit olsa bile insan gücü açısından bir yük getirecek.“

‘Uygulamak istemeyene zorunluluk getirmiyor’

PCR testi zorunluluğunda bir diğer başlık ise takip edilmesi konusu: “Okullar testlerin yapılıp yapılmadığını ne kadar takip edebilecekler? Bunu uygulama isteyen, çok önemseyen, velilerin baskısı olan okullarda öğretmenler de okul idaresi de bunun peşine koşacak. Ama nüfusun yüzde 50’sinin aşılanmadığı Mardin’de Diyarbakır’da veliler okullara baskı yapacak mı? Oradaki müdürün kendisi aşılı mı? Bilemiyoruz. Aşılanmanın o kadar önemsenmediği bir yerde okul idaresi ne kadar takip edecek bilemiyoruz. Uygulamak isteyenin eline bu genelgeyle bir yetki verilmiş olacak. Ama uygulamak istemeyene kimse de bir zorunluluk getirmiş olmuyor bu genelgeyle. “

‘Yurtlara aşı mecburiyeti getirilmeli’

Ergör, PCR testi takibinin üniversite öğrencilerinde daha zor olacağını söyledi: “Binlerce öğrencinin PCR testi yaptırıp yaptırmadığını takip etmek zor bir şey. Bence doğrudan yurtlardan aşı için mecburiyet konması lazım. PCR’la olmaz. Yurtta kalanlar mutlaka yaptırması lazım aşısını. Okula gelmek için zorunluluk konsa o da iyi olur. Ama onu yapmak biraz daha  güç olsa bile yurtta kalanlar için zorunlu olmalı. Çünkü onlar aynı odayı paylaşıyorlar. Uzun süre küçük bir ortamda beraber oluyorlar.”

İçişleri’nden ‘PCR zorunluluğu’ genelgesi

Bakan Koca: Okullarda zorunlu PCR testleri devlet hastanelerinde ücretsiz yapılacak

Erdoğan duyurdu: Aşısızlar için PCR zorunluluğu devreye girecek