Podcast | Tunç Soyer: İzmir'i 'sakin şehir' unvanlı ilk metropol yapacağız

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir’i ‘sakin şehir’ unvanlı dünyadaki ilk metropol yapmayı hedeflediklerini belirtti.

Fotoğraf: Arşiv

Kısa Dalga Podcast’ten Nurdan Bernard’a konuşan Soyer şunları söyledi: “Sakin şehirler 50 binin altındaki kentler için mümkün, 72 kriteri hayata geçirmeniz gerekiyor. İzmir 1200 mahalleden oluşuyor. Öncelikle 10 mahallede kriterleri hayata geçireceğiz ve bunu bütün kentin mahallerine yaymak istiyoruz.”

Pandemi sonrasında insanların başka bir dünyanın mümkün olduğunu görmeye başladıklarını ifade eden Soyer “Geleceğin dünyası şehirler dünyası olacak. Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey bir yerel yönetim reformu” dedi.

Soyer, corona virüsü salgını süresince aldıkları tedbirleri ve çalışma ilkelerini anlattı.

Bilim kurulunun yanı sıra demokratik kitle örgütlerinden oluşan bir de ‘kriz üst yönetim kurulu’ oluşturduklarını belirten Soyer şöyle konuştu: “Yerel aktörler çözüm konusunda çok daha pratikler ve doğru tespit yapabiliyorlar. Böyle yol aldığımız için hızlı ve doğru yol alabildik. Gerçekten salgının etkisini hafifletmeyi başardık hem de insanların hayatlarındaki yoksullaşmayı giderecek işler yapabildik.”

Sosyal belediyeciyik ve demokrat belediyecilik olmak üzere iki aks üzerinden çalıştıklarını anlatan Soyer şöyle devam etti: “Dayanışmayı sürdüren, kentin kılcallarına yayan, ortak aklı hakim kılmayı hedefleyen bir belediyelik anlayışı. Kriz üst yönetim kurulundaki arkadaşlara da şimdi sizlerle bu defa demokratik belediyecilik adı altında toplantıları sürdüreceğiz dedik.”

 İlk ‘sakin şehir’ unvanlı metropol

Fotoğraf: DHA

Soyer şunları söyledi: “Pandemi bize çok şeyi hatırlattı: komşuluk kültürü ve vicdanımız canlandı. Birçok şey oldu aslında ama galiba en önemlisi toplumsal dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı bize. Dolayısıyla başka bir dünyanın mümkün olduğunu görmeye başladı insanlar.  

Seferihisar’ı sakin şehir (cittaslow) yaptık. Sonra sakin şehir ağını Türkiye’ye yaymaya gayret ettik. 17 tane sakin şehir var şimdi Türkiye’de. Cittaslow genel başkan yardımcısı oldum ama şimdi başka bir hayalimiz var. Sakin şehirler 50 binin altındaki kentler için mümkün, 72 kriteri hayata geçirmeniz gerekiyor ama şimdiki heyecanımız İzmir’i dünyanın ilk sakin şehir metropolü yapmak. İzmir 1200 mahalleden oluşuyor. Her bir mahallede 72 kriteri uygulamaya sokmak istiyoruz. 10 tane farklı tipte mahalleyi seçip o mahallelerde kriterleri hayata geçireceğiz ve bunu bütün kentin mahallerine yaymak istiyoruz. Çok büyük bir hayalimiz var. İzmir’i sakin şehir yaptıktan sonra Paris var, Barcelona var talip olan, yavaş yavaş bütün dünyaya tanıtmaya başlayacağız. O mahallelerde o kriterleri sağlamak için yapılacak şeyler insanların hayatlarını değiştirecek.

‘Tarım politikalarına ağırlık vereceğiz’

Fotoğraf: DHA

Derya içinde olup deryayı bilmeyen balık misali yaşıyoruz bu topraklarda. Bizim tarım politikamız en ağırlık verdiğimiz politika alanı. Dört temel ilkemiz var: İlki, yerli tohuma sahip çıkmak. İkinci kriterimiz bunu kooperatif çatısıyla yapmak. Üç, tarımsal ürünü işleyip özellikle sanayi ürününe dönüştürmek ve son olarak teknolojinin ve bilimin bütün imkanlarını kullanarak patentiyle, coğrafi işaretiyle paketleyerek dünyanın her yerine göndermek.

Sol fikirler

Ankara’da doğdum. Kütahya’da çocukluğumun ilk yılları geçti. 5 yaşında İzmir’e geldik.  Ondan sonra babamlar müfettiş oldu, Anadolu’nun her yerine gittiler, ben de yatılı oldum ama her yaz onların yanına giderdim, Hakkari’den Trabzon’a kadar her yere gittim. En çok doğudaki yoksulluktan etkilendiğimi söyleyebilirim. Zaten bu sol fikirler, sola yakınlaşma, sosyal demokrasi, sosyalizm hep oralardan kök buldu. Çünkü hazmedilir gibi, kabul edilebilir gibi değildi. Bunların değişmesi gerektiğine inanarak büyüdüm ve dünyayı değiştirme fikri de oralarda kök buldu.

‘Hayatımın en güzel dönemi’

Bornova Anadolu Lisesi (BAL) benim kendimi oluşturduğum yer. Hayatımın en güzel dönemidir. BAL parasız yatılının ve ücretli yatılının olduğu bir platformdu. Birbirimizi çok iyi anlama fırsatı bulduk. Düşünsel kişiliklerimizi birlikte oluşturduk. Birbirimize çok benzeriz o yüzden.

‘Devam zorunluluğu yok diye tercih ettim’

Hukuk tercihimde babamın mesleği de etkili oldu ama başka sebepler de var: Devam zorunluluğu yoktu ve böylece tiyatro yapabilecektim. Avukatlık çok az yaptım ama hukuk okumanın çok faydasını gördüm, iyi ki okudum dediğim bir disiplin.

‘Dünyayı kurtarmaktan vazgeçmedim’

Benim gençlik hayalim dünyayı kurtarmaktı. Seferihisar’a belediye başkanı olunca şunu idrak ettim: Dünyayı kurtarmak, evet bundan vazgeçemedim, hala buna inanıyorum ama bunun Seferihisar’dan başlayarak yapılacağını anladım. Küçük ölçekte, mahallede, köyümüzde, ilçede, ilde başka bir dünyanın değişebileceğini göstermemiz gerekir ki dünya değişebilsin.

‘Vicdanı ve vizyonu olan biriyim’

‘Bugün Tunç Soyer kendisini siyaseten nasıl tanımlıyor? Sosyalist mi sosyal demokrat mı Atatürkçü mü’ sorusu üzerine:

Klişelerle kendimi ifade etmeyi doğru bulmuyorum. Hayatı değiştirme idealinden hiç vazgeçmedim, başka bir dünya kurma hedefinden hiç vazgeçmedim, çünkü bunları yapmaya muktedir olduğunu düşündüğüm bir vicdanım ve bir vizyonum var.”

Soyer’in belediyecilik anlayışını ve hayata dair görüşlerini dinlemek için aşağıdaki linke tıklayın: