Günlerdir iktidara yakın medyanın Cihangir’deki ‘plakçı saldırısı’nın ardında olduğunu ileri sürdüğü ‘taciz’ vakasını ortaya atan D.B. isimli saldırganın, mekanın içine küfürler eşliğinde girerek, insanları tartaklayan kişi olduğu ortaya çıktı.
İlk kez görüntülendi

Star gazetesi, bugünkü ‘Mahalle baskısı’ başlıklı haberinde D.B.’nin Velvet Indieground Records isimli mekanın önünde bir fotoğrafını yayınlayarak, D.B. ve eşi Z.B.’nin ifadelerine yer verdi. Gazete, D.B.’ye saldırdığı Velvet Indieground Records’un önünde bir de poz verdirdi.
Olayın ardında Z.B.’nin mekanın önünden geçerken oradaki kişilerin hakaretlerine uğradığı ve bebek arabasının itildiği öne sürüldü.
Haberde, Z.B. ve D.B.’nin Galataport başta olmak üzere bölgenin artan rantı ve yeni açılan eğlence mekanları nedeniyle bölgede yaşayan mahallelilerin evlerini terk etmeleri için böyle bir provokasyon düzenlendiğini söylediğini öne sürüldü.
Ancak haberde asıl dikkat çekici olan D.B.’nin plakçının önünde bir fotoğrafının kullanılması oldu. Bu fotoğraf sayesinde savcılıkta verdiği ifadede taciz iddiasını ortaya atan D.B.’nin saldırı sırasında şans eseri kayıtta olan Periscope yayınında plakçının içine ‘Ramazan’da içki içildiği’ gerekçesiyle tehdit ve küfürler eşliğinde giren kişi olduğu anlaşıldı.
Kayıtlara göre D.B., saldırı başladıktan sonra Periscope yayının yapıldığı odaya girerek, küfürler eşliğinde “Ramazan ayında utanmıyor musunuz ulan, kapat burayı şerefsizler” diye bağırdığı, insanları tartakladığı, etrafa zarar verdiği görülüyordu.
‘Kimseye küfretmedim’ demişti
Ancak aynı kişi, savcılıkta verdiği ifadesinde bambaşka bir iddiada bulundu.
Kimseye küfretmediğini, kimseye vurmadığını, hakaret ve tehditte bulunmadığını, eşine yapılan hakaret ve saygısızlık gururuna dokunduğu için konuşmak amacıyla olay yerine gittiğini savunan D.B., ifadesinde olay akşamı iftara 10 dakika kala eve gittiğinde evde eşinin suratını asık gördüğünü, sebebini sorunca da eşinin cadde üzerinde kalabalık bir grubun hakaretine uğradığını öğrendiğini anlatmıştı.
Buna göre plakçı içerisinden yola taşarak kaldırımı işgal edecek şekilde müzik dinleyen grup, kadına hakaret etmiş, bebek arabasını itmişlerdi.
Eşinin tepki göstermesi üzerine kalabalıktan bir kişinin “Beğenmiyorsanız gidin” diyerek küfür ettiğini öne süren D.B., ifadesinde, “Eşime böyle bir olay yapılmasından ötürü sinirlendim. Olayın olduğu yere yalnız gittim. İşyerinin önünde 50-60 kişilik bir grup vardı. Dükkanın içinden müzik sesi geliyordu. İçerideki kalabalık alkol tüketiyordu. Dükkanın önüne gelince ‘Gündüz buradan eşim geçememiş, hakarette bulunulmuş. Burası bir mahalle’ dedim. Gruptaki kişilerden biri ‘Beğenmiyorsanız gidin’ diyerek küfür etti. Beni dükkanın içine doğru itelediler. İçeride bulunan işyeri sahibine anlattım ve müziği kapatmasını istedim. Kendisini dışarı çıkararak ortamı göstermek istedim. Birlikte dışarı çıkınca bir anda ortalık karıştı. Daha sonra yaşananları hatırlamıyorum” demişti.
Ne olmuştu?
Cihangir’de dünyaca ünlü müzik grubu Radiohead için ‘Velvet Indieground Records’ isimli mekanda düzenlenen etkinliğe “Ramazan’da alkol tüketiliyor” gerekçesiyle bir saldırı düzenlendiği, o esnada şans eseri Periscope yayınıyla baştan sona görüntülenmişti. Saldırganların mekanın içinde “Sizi içeride yakarız”, “Kapat burayı kapat. Ramazanda utanmıyor musunuz lan! Seni öldürürüm!” dediği duyuluyordu.
Ancak adliyede ifade veren üç şüpheliden biri, görüntülerde bu iddiayı destekleyecek tek bir an olmamasına rağmen olayların aslında eşi ve çocuğuna laf atıldığı için başladığını ileri sürmüştü.
İktidara yakın medya, Kabataş ‘yalan’ını akıllara getiren bu iddianın adeta ‘üzerine atladı’. Birçok gazete, Cihangir saldırısının bir provokasyon olduğunu, Gezi eylemlerinin alevlendirilmek istendiğini,‘alkol tüketimi’ iddialarının ‘yalan’ olduğuna hükmedip olayı sadece‘taciz’ iddiası üzerinden değerlendirmeye başladı.
Öte yandan plakçının sahibi Seogu Lee, iddiaları reddederek, Facebook hesabı üzerinden şunları yazmıştı: “O haydutların ‘açıklamalarına’ çok sinirlendim. Dışarıda ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Ama o müziksever insanları hayatım boyunca gördüm, hayal edebileceğiniz en barışçıl insanlar. Eğer varsa bütün suçları o güzel müzik etkinliğini tecrübe ettikleri için mutlu olmalarıydı. Bu insanların görüntüsünden dolayı herhangi birini aşağılayabileceklerini hayal dahi edemiyorum. En önemlisi, bütün o süre boyu dışarıda olan bir tanığım var. İhtiyaç olursa şahitlik yapabilir. Gerçeği söylüyor olsalar, neden içeri gelip beni darp ederek dışarı çıkardılar? İçerip girip durumu şikayet edip polisi aramak yerine… Bu daha medeni bir yol değil mi?”