Partilerin sığınmacı politikası: Kim ne vadediyor?

ALTAN SANCAR

altansancar@diken.com.tr

Türkiye seçim sürecine girerken iktidar ve muhalefet partileri arasındaki temel mücadele alanlarından birini de sığınmacılara yönelik politikalar oluşturuyor. Sığınmacıların kalıcı olduğunu savunanlar da ‘otobüslere bindirip sınıra bırakacaklarını’ söyleyenler de var. Diken, iktidarından muhalefetine partilerin sığınmacı politikalarını derledi.

Fotoğraf: AA

Zamanında düzenlenmesi halinde genel seçimlere henüz sekiz ay var, ama siyaset seçim atmosferine çoktan girmiş durumda. Seçim sürecinde tartışılan konuların başında başta Suriyeliler olmak üzere sığınmacı ve mülteciler geliyor.

Göç İdaresi verilerine göre 15 Eylül itibariyle Türkiye’de geçici koruma altında bulunan 3 milyon 656 bin 157 Suriyeli bulunuyor. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri verilerine göre de 19 Ağustos itibariyle Türkiye vatandaşlığı alan Suriyeli sayısı 211 bin 908’e ulaşmış durumda. Bu kişilerden 120 bin 133’ü reşit ve bir sonraki seçimlerde oy kullanmalarının önünde engel bulunmuyor.

Siyasi partiler sığınmacı politikalarını gerek sözlü gerekse yazılı açıklıyor. Politikalara ilişkin farklılıklar olsa da özellikle sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi ana hedef.

Peki iktidar ve muhalefetiyle seçime hazırlanan partiler sığınmacılar için ne düşünüyor? Topluma vaatleri neler?

AKP: ‘Gönüllü ve onurlu geri dönüş’

İktidarı döneminde Suriye iç savaşı sonrası ülkeden gelenler için ‘açık kapı politikası’ uygulayan AKP, muhalefet tarafından göç politikasına sahip olmamakla eleştiriliyor.

Muhalefetin bir bölümü ve toplumdan gelen “Suriyeliler gitmeli” sesleri Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından “Asla bu topraklardan kovmayız, kovmayacağız da… Kapımız açık onlara, ev sahipliğine devam edeceğiz” sözleriyle yanıtlanmıştı.

Öte yandan iktidar kanadı dönüşler için çalışmalarını açıklıyor. Suriye’nin İdlib kentinde bulunan biriket evleri açan Erdoğan, 3 Mayıs’ta “Güvenli bölgelere 500 bin Suriyeli döndü. 1 milyon Suriyeli kardeşimizin dönüşünü sağlayacak bir projeyi hayata geçireceğiz” demişti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ysa 18 Ağustos’ta şunları demişti: “Biz insaniliğimizden, komşuluğumuzdan, o insanların karşı karşıya kaldığı zulümden, o insanların karşı karşıya kaldığı süreçlerden ayrı bir düşünce içerisinde olamayız. Ama bu insanlar kendi memleketlerine dönmeyecekler mi? Elbette dönecekler. Fakat şu anda nereye dönebilirler? PYD’nin etkin olduğu bölgelere mi dönebilirler? Şu anda rejimin sürekli bombaladığı bölgelere mi dönebilirler?”

İktidarın sığınmacılar konusunda net bir tutum belgesi bulunmasa da ‘2Y-1Ç’ yani ‘yerleş, yaşa, çalış’ formülü üzerinde duruluyor. Cerablus, Azez, El Bab, Serêkanî ve Tel Abyad’da yani Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolü altında bulunan bölgelerde inşa edilecek evlere Suriyeliler yerleştirilecek. Buralarda okul, AVM, spor salonlara ve şehir idari yapıları gibi sosyal ve kültürel binalar da inşa edilecek. Suriyelilerin geçimini sağlamak için ortam oluşturulacak. Buralarda organize sanayi bölgeleri kurulacak.

Ama AKP’li Prof. Dr. Yasin Aktay’sa iktidar değişse bile Suriyelilerin dönmeyeceğini ve toplumun parçası haline geldiğini düşünüyor.

Soylu bir televizyon programında şu sözlerle sığınmacıların kaçak çalıştırıldığını kabul etmişti: “Fabrikanda Suriyeliyi çalıştır, sömür, sigortasını yaptırma. Sonra ayak ayak üstüne at, ‘Ne olacak bu Suriyelilerin hali’ de. Bir milyon insan gidecek. Kim isyan edecek biliyor musun? O iş sahipleri.”

AKP’nin genel başkan yardımcısı Leyla Şahin Usta ‘Suriyeli sığınmacılarla ilgili doğru bilinen yanlışlar’ı içeren bir buçuk milyon broşür hem milletvekillerine hem de parti teşkilatına iletmişti.

AKP’nin sığınmacılarla ilgili hazırladığı nadir belgelerden olan bu broşürde sığınmacılar hakkında yayılan yanlış bilgilere itiraz edilse de bir gelecek politikasına yer verilmemişti.

AKP’nin ortağı MHP’yse politikasını genel başkanları Devlet Bahçeli ağzından ilan ederek yaklaşımını şöyle ortaya koymuştu: “Suriyeli sığınmacıların ülkelerinden kopuşlarına neden olan iç çatışma ortamı geçer geçmez, sükûnet sağlanır sağlanmaz ülkelerine dönüşleri el birliğiyle hepsinin rızasıyla hayata geçirilmelidir yaklaşımı sergiliyor.”

CHP: İki yıl içinde geri göndereceğiz

CHP, 7 Eylül 2015’te ‘mülteci ve sığınmacıların sorunlarını inceleme komisyonu’ kurmuş ve bu çalışmaların sonunda bir rapor yayımlamıştı. Raporda söyle denmişti: “Siyasi görüşler tarafından yönlendirilen göç ve göçmen algısı, sosyal dışlanma, yabancı düşmanlığı gibi olumsuz faktörlerin devreye girerek birbirini beslemesine yol açmaktadır.”

CHP’nin 2015’teki çalışmasının sonundaki öneriler arasında ‘göç ve entegrasyon bakanlığı’ kurularak sığınmacıların toplumsal yaşama uyumunu sağlamak üzere makro politikalar üretilmesi, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekinceyi kaldırması, sığınmacı ve mültecilere sağlıklı barınma koşulları sağlanması, mültecilerin işgücü piyasalarına entegre edilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, iradeleri dışında geri dönüşe zorlanmamaları yer almıştı.

CHP ayrıca Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmının ülkede kalıcı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ve Suriye krizi sona erdikten sonra ülkelerine dönmek isteyenlere de yardımcı olunması zorunluluğunu işaret etmişti.

Aradan geçen yedi yılda artan karşıtlık sonrası CHP, 2015’teki çalışmasını dört maddeye indirerek Suriyelileri iki yıl içinde geri göndermeyi vadetmeye başladı.

Kılıçdaroğlu 30 Nisan’da Suriyeliler için şunları demişti: “Türkiye’de kalmaları ve sayılarının çok yüksek olması Türkiye içinde bir risk aslında, onlar için de bir risk, bunun düzelmesi lazım. Bu insanların kendi ülkelerinde, kendi kültürleri içinde, özgürce ve can güvenlikleri sağlanarak kendi ülkelerinde yaşamaları gerekiyor.”

Dört maddelik öneriler:

  1. Suriye yönetimiyle masaya oturacağız. Karşılıklı olarak büyükelçiliklerimizi açacak, kendileriyle en üst düzeyde diyalog kuracağız. Tüm sorunlarımızı, düşmanca değil, barışçıl bir dil konuşarak masaya yatıracağız.
  2. Oluşacak barış iklimiyle birlikte Suriye’nin yeniden inşasına sıra gelecek. Başta Avrupa Birliği fonları olmak üzere sağlanacak kaynaklarla, savaşta ağır hasar almış tüm yerleşim birimlerinin alt ve üst yapılarını yenileyeceğiz. Okulları, hastaneleri, kreşleri, konutları, ibadethaneleri, çarşıları, sosyal donatı alanlarıyla birlikte yaşanabilir kentler oluşturacağız. Bunu AB fonlarıyla bizim müteahhitler yapacak.
  3. Suriye hükümeti, geri dönenlerin can ve mal güvenliklerinin güvencesini verecek, gerekirse Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin öncülüğünde bir denetleme, gözlem mekanizması tesis edilecek, Suriye ile bunun sözleşmesi de imzalanacak.
  4. Türk iş insanlarının Suriye’ye yönelik her türden yatırımları desteklenecek. Geri dönen Suriyelilerin, yatırımları da ulusal ve uluslararası yatırım fonlarıyla güvence altına alınacak. Öte yandan geri dönen Suriyelilerin, ülkelerinde istihdama yönelik özel çalışmalar yürütülecek.

İYİ Parti: ‘Geri itme’ politikası uygulanacak

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 6 Eylül’de partisinin ‘milli göç doktrini’ adını verdikleri politika belgesini açıkladı.

Sığınmacılara ilişkin durumun tahlil edildiği belgede İYİ Parti’nin temel hedefinin geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sığınmacıların her hâl ve şartta ve mümkün olan en makul sürede (üç yıl içinde) ülkelerine dönmesini sağlamak olduğu belirtiliyor. Partinin stratejisi ‘ilk gün, ilk ay ve ilk yıl içinde’ olmak üzere üç aşamaya ayrılıyor.

İYİ Parti’nin atacağını vadettiği adımlar:

İlk gün alınacak kararlar

  • Açık kapı politikası terkedilecek
  • Sığınmacılara hiçbir şart altında vatandaşlık verilmeyeceği duyurulacak
  • Tüm ayrıcalıklar iptal edilecek
  • Göç hareketlerine karşı ‘geri itme’ politikası uygulamasına geçilecek
  • İl, ilçe ve mahalle bazında yüzde 10 kota sisteminin uygulanacağı ilan edilecek

İlk ay alınacak kararlar

  • Hudut güvenliğini tam olarak sağlayacak tedbirler alınacak
  • Kaçak göçmenlerin ülke derinliklerine ulaşmasını önleyecek ilave tedbirler alınacak
  • Kaçak göçmenleri kayıtsız çalıştıran işletmelere veya bunlara ev kiralayanlara cezai yaptırım uygulanacağı ilan edilecek, bu amaçla TCK’da değişiklik yapılarak bu suç cürüm olarak tanımlanacak
  • Türkiye’de kayıt dışı çalışan Suriyeli sığınmacılar için bir yıllık süreyle ikamet ve çalışma izni verilecek, bir yıl sonunda söz konusu sığınmacılar ülkelerine dönüş sürecine dâhil edilecek

İlk yıl alınacak kararlar

  • Türkiye’nin Suriye, Irak ve İran hududu duvarlar, elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, insansız hava araçları ve entegre güvenlik sistemleriyle tahkim edilecek
  • Kaçak göçmenlerin tamamının iade/sınır dışı işlemi bir yıl içinde tamamlanacak
  • Suriyeli sığınmacıların kayıtları yenilenecek
  • Suriyeli ve diğer uyruklu sığınmacıların, geri dönüş süreci başlayıncaya kadar Türkçe dil eğitimine tabi tutulacak

Geri dönüş süreci

  • AB sürece katkı sağlamaya davet edilecek, işbirliğine yanaşmaması durumunda, Türkiye geri kabul anlaşmasından tek taraflı olarak geri çekilecek
  • Sığınmacıların yaşam hakkını garanti altına alacak, asgari ekonomik ve sosyal haklarını da içerecek mutabakat/anlaşmalar imzalanacak, bu doğrultuda ayrıntılı planlar ve çalışma takvimleri yapılacak
  • Suriyeli sığınmacılar, üç yıl içinde kademeli olarak ülkelerine dönecek
  • Birinci öncelikli Suriyeli sığınmacı aileler, 1 Haziran-1 Eylül 2024 arasında,
  • İkinci öncelikli Suriyeli sığınmacı aileler, 1 Haziran-1 Eylül 2025 arasında,
  • Üçüncü öncelikli Suriyeli sığınmacı aileler, 1 Haziran-1 Eylül 2026 arasında ülkesine dönecek.

HDP: Birlikte yaşamın koşulları inşa edilmeli

HDP ve ’emek ve özgürlük ittifakı’ adıyla kurulan ittifakta yer alan partilerin sığınmacılar konusuna yaklaşımı muhalefet partilerinden farklılık gösteriyor.

Tartışmaya ‘insan hakları temelli’ yaklaşım belirleyen partiler, 24 Eylül’de açıkladıkları deklarasyonda konuya ilişkin “Geri kabul anlaşması iptal edilmelidir. Dönmek isteyen sığınmacılar için bölgede barış ortamı sağlanmalı, birlikte yaşamı talep eden sığınmacılara mülteci statüsü verilmeli ve birlikte yaşamın koşulları inşa edilmelidir” ifadelerine yer veriyor.

20 Haziran’da EMEP, EHP, HALKEVLERİ, HDP, SMF, TİP ve TÖP adına ortak açıklamada atılacak acil adımlar şöyle sıralanıyor:

*Göç meselesi güvenlikçi bir anlayışla ele alınamaz, İçişleri Bakanlığı’nın keyfine bırakılamaz. Göç sorunu göç ve iltica hakları temelinde yeniden düzenlenmelidir. Göçmenlerin statüsüz kalmasına sebep olan mevcut uluslararası göç yönetimi anlayışı değişmeli, kayıtsız-belgesiz nüfus ivedilikle kayıt altına alınmalı ve uluslararası koruma sağlanmalı.

*Geri kabul anlaşması derhal iptal edilmeli, mültecilere AB ve Batı ülkelerine gitme hakkı tanınmalı; bu ülkeler, Türkiye’yle eşit sorumluluk almalıdır.

*Geri dönüşler Suriye’de savaşın derhal sonlandırılması, kalıcı barış ve demokratik ortamın sağlanması ve mülteciler için garantör yapıların oluşmasına bağlıdır. Ayrıca dönmek isteyenler için ekonomik, politik, sosyolojik ve psikolojik alt yapının sağlanması gerekir.

*Göçmen ve mülteci işçilerin yerli işçiler ile aynı sendikada örgütlenmesinin, toplu sözleşme ve grev yapabilmelerinin önü açılmalıdır. Çünkü onlar Türkiye işçi sınıfının bir parçasıdır. Sermaye rekabeti kışkırtırken işçiler birliği ve ortak mücadeleyi esas almalı.  

*Mülteci kadınlar, LGBTİ+’lar ve çocuklar İstanbul Sözleşmesi referans alınarak erkek şiddetine karşı korunmalıdır. Önleme ve koruma politikaları geliştirilmeli, şiddet önleme merkezlerinde çok dilli danışmanlık sunulmalı.

*Bizler ‘hemşerilik’ hukukuna göre Belediyeler Yasası’nın yeniden düzenlemesini talep ediyoruz. Merkezi bütçe vatandaş sayısına göre değil o il ya da ilçede yaşayan tüm insanlara göre yeniden belirlenmeli.

*Göçmen kaçakçıları ve devlet içindeki uzantıları için ağır cezai düzenlemeler yapılmalıdır. Sınır ötesi operasyon vb. gerekçelerle cihatçı çete mensuplarına vatandaşlık ve çeşitli imtiyazlar verilme uygulaması sonlandırılmalı, cihatçı çeteler derhal dağıtılmalı.

DEVA: 30 ve 90 günlük eylem planları

Ali Babacan liderliğindeki DEVA Partisi, 30 ve 90 günlük eylem planları oluşturulacağını duyurdu.

Partinin hedefleri arasında, kurumsal yeterlilik ve koordinasyonu güçlendirme, sığınmacılara ve kırılgan gruplara yönelik hak ihlallerinin etkili biçimde soruşturulmasını sağlama, sınır güvenliğini sağlayarak düzensiz göçü engelleme, sığınma hakkı olmayan düzensiz göçmenleri sınır dışı etme, geçici koruma altındakilerin zamana yayılarak ülkelerini dönüşünü sağlama, istisnai vatandaşlık verilmesi uygulamasına son verme gibi hedefler yer alıyor.

Gelecek Partisi: Geri dönüşün teşviki

Eski başbakan ve dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun liderliğinde Gelecek Partisi de hazırladığı eylem planıyla geri dönüşü teşvik etmeyi hedefliyor.

Buna göre, geri dönüş planlamalarının yapılması ve ivedilikle uygulanması, tam sınır güvenliğinin tesisi, geçerli mevzuatın tavizsizce ve istikrarla uygulanması, bölgesel/uluslararası aktörlerle yeni bir işbirliği anlayışlarının başlatılması, mevzuatta gerekli güncellemeler, göç bakanlığı kurulması konusunun değerlendirilmesi, muhtemel yeni düzensiz göç dalgalarına karşı kurumsal, idari, mali hazırlıklar yapılması hedefleniyor.