Ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, 20 yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden film çekerken kentin açık hava şantiyesine dönüştüğünü farkettiğini, bu nedenle şehrin gürültüsünü kaydederek müzik yaptıklarını söyledi.

Ferzan Özpetek, “İlk Türk filmim” dediği, aynı adlı romanından uyarlanan 11’inci eseri İstanbul Kırmızısı’nın (Rosso İstanbul) basın toplantısını, İstanbul’un ardından Roma’da da gerçekleştirdi.
Özpetek, 5 buçuk milyon avroya mal olan filmden üç dakikalık bir bölümün gösterildiği toplantıda, romandakileri birebir çekmenin biraz sıkıcı olacağı düşüncesiyle hikayeden biraz uzaklaştıklarını dile getirdi.
‘Filmin çekimlerine başlamadan önce bir adam kendisini havaya uçurdu’
Özpetek, Türkiye’de son aylarda yaşanan gelişmelerin filme etki edip etmediğine ilişkin bir soruya şöyle cevap verdi:
“15 Temmuz darbe girişimini kastediyorsanız, ben o tarihte Roma’daydım ve montaj üzerine çalışıyordum. Bir arkadaşım beni arayıp, Türkiye’de garip şeyler yaşandığını söyledi. Filmin çekimlerine 13 Mayıs 2016’da başladık. O tarihte İstanbul böyleydi, ama o tarihten sonra (15 Temmuz’dan sonra) belki öyle olmayacak. Mesela biz çekimlere başlamadan kısa süre önce, tam görüntü yönetmeni (Gian Filippo Corticelli) ve kameramanın İtalya’dan geleceği hafta, bir adam kendisini havaya uçurdu (İstiklal Caddesi’ndeki canlı bomba saldırısı). Biz bu patlamanın sesini duyduk. Artık her yerde her şey olabiliyor. Artık dünyanın her yeri tehlikeli ve bunlar sadece İstanbul’da olmuyor.”
‘Şehrin gürültüsünü kaydettik’
İstanbul’un 18 milyon nüfuslu devasa bir şehir olduğunu anımsatan Özpetek, kente dair gözlemlerini de paylaştı. Eserinde Gezi Parkı’na göndermeler de olduğu hatırlatılan Özpetek, “Böyle konuları direkt olarak değil, dolaylı olarak anlatmayı tercih ediyorum. ‘Filme koymasam olmazdı’ diyeceğim Cumartesi Anneleri de var mesela. Öte yandan, İstanbul açık bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Şehirde çılgınca bir gürültü var ve bu gürültü, neredeyse filmin müzik teması haline geldi. Bu, müzikle dolu olmayan ilk filmim oldu” diye konuştu.
Filmin başına koymayı planladıkları müzikleri kaldırdıklarını belirten Özpetek, “Ekibimiz, 18 gün boyunca çekim yapacağımız yerlere giderek şehrin gürültüsünü kaydett ve yeni bir film müziği yarattı. Bu, güçlü bir duygu” dedi.
‘Ben bu filmden dolayı çok mutluyum’
Toplantının ardından Türk gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özpetek, Hamam filminden 20 yıl sonra İstanbul’da film çekmenin çok güzel bir tecrübe olduğunu ifade ederek, “Mesela filmin art direktörünü İtalya’ya getirmeyi düşünüyorum, bundan sonra yapacağım film için. Filmin makyajcısını İtalya’ya getirmek isterim. Yani bir sürü elemanı İtalya’ya getirmek isterim. Görüntü yönetmeni, ‘Ben hiç bu kadar iyi ışıkçılarla çalışmadım’ diyor; çok iyi bir prodüksiyonla, çok iyi şartlarda. Çevrenizde tabii ki bir sürü olaylar oluyor, ama sen filme konsantre olduğun için onları hissetmiyorsun” diye konuştu.