Atatürk imparatorluktan sonra bu ülkeyi kuran lider, Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı. Atatürk, bir devlet biçiminden sıfırdan bir başka devlet biçimine geçilirken; reddi miras edilen dini kutsalların yerine ikame edilmiş seküler kutsallar arasında bulunan bir mit. Hatta o mitlerin en başta geleni. Dolayısıyla milyonlarca insanın gözünde ilah değilse bile; bu kitle Atatürk’ün de, Atatürk sevgilerinin de bırakın eleştirilmeyi, söz konusu bile edilmesine tahammül edemez durumda…
İşin şöyle bir yanı da var ki; aynı kitle 16 yıldır Cumhuriyet’in üzerine kurulduğu temellerin kökünden sarsıldığı, değerlerin ise peyderper kaybedildiği düşüncesinde. Ve tek ortak paydaları olduğunu düşündükleri Atatürk sevgisiyle, bu yenilgi duygusuyla başa çıkabiliyorlar. Aslında ortada elbette bir zafer kazanma-yenilme durumu yok, Cumhuriyet değerleri de ilk günkü gibi sapasağlam duruyor. Kimsenin Cumhuriyeti yıkmak, yok etmek ya da içini boşaltmak gibi bir derdi yok, muhafazakar-dindarlar da Cumhuriyet değerlerini –öyle değilmiş gibi gözükmesine rağmen- çoktan içselleştirmiş durumda.