Otoriterleşmeyle tek adam eleştirilerine karşı demokrasi söylemi, ahidleşmeyle dini temelli de unutulmamış milletle sözleşmeyle perçinlenmeye çalışılmış. Ekonomideki tepetaklak gidiş de unutulmamış ancak tek çözüm önerisi “vallahi düzelteceğimden” ibaret.
Özetle, dün Cumhuriyet’te Kemal Can’ın ayrıntılı bir şekilde ele aldığı üzere, heyecansız ve coşkusuz, kendinin karikatüründen ibaret ve sıkıcı bir manifestoyla seçim bildirgesi ilan edildi.
Zaten bu heyecansızlık salonlara da yansımakta ki Sayın Erdoğan kendini dinleyenleri ayağa kaldırıp tekrar yerlerine oturtarak nafile yere kitleyi coşturmaya çalışmakta.
Sayın Erdoğan, bütün devlet ve medya imkânları elinde olduğu halde 7 Haziran seçimine benzer bir “büyü bozuldu” havasını dağıtamıyor. Belki de bu sebeple manifestonun “balkon konuşması” tarafını derhal terk etti. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye kukla ve gariban diye saldırarak, bugüne kadar en çok işine yaramış olan dışlayıcı üslubuna sarılacağının sinyalini de verdi.