Önceki gün Radikal’de yayımlanan yazısında Avni Özgürel, özetle iktidara karşı tavır alan medya patronlarının sahneden silindiğini söylüyor. Belli ki biraz da safça gördüğü bu patronların bazı kalem erbapları tarafından kullanıldığını ileri sürüyor.
Yazıdaki uyarı tonu açık: “Gazetecilikle yetinmeyip medyayı sihirli değnekle karıştırıp siyaset sahnesinin tanzimine ve o tanzimde üstlenilen rolü nakte çevirmeye heveslenmek kaybettirdi hepsine.” Zannederim Sayın Özgürel’den daha somut örnekler istemek hakkımız.
İktidarı eleştiren herkes siyaset sahnesini tanzime mi çalışmaktadır? Şayet öyleyse bunun ne gibi sakıncaları bulunmaktadır?
Yoksa kastedilen kapalı kapılar arkasında medya etiğini aşındıracak başka ilişkiler midir? Şayet öyleyse bir yazıyla bunu ima etmek yetmez. Delilleriyle açıklanmalıdır ki biz de öğrenelim ve koca bir medya camiası şaibe altında kalmasın.
Gazetecilerin siyaset sahnesini tanzim etmeye heves etmesinden daha büyük bir sorun var. O da siyasetçilerin gazetecilik sahnesini tanzim etmeye çalışması.
Herhalde demokratik bir memlekette bunlar gazetecilerin siyasete musallat olmasından daha büyük tehlikelerdir. Şu soruları yanıtsız bırakan yazılar yazmak da kendi kusurlarını görmeyen bir medya anlayışı olsa gerek: Kimlerin hangi fiillerini kastediyor? Kimler ne yazarak patronların sahneden silinmesine yol açmak üzere? Medya patronlarını telefonla ağlatanlara ses çıkartmayıp iktidarın hedef aldığı patronlara imada bulunmaktan ne murat edildiğini anlıyoruz. Ama belki anlamadığımız bir şey vardır ve Avni Bey de bunu açıklar. Üstü kapalı mesajlar, aba altından sopa göstermeler devrini kapatıp her şeyi adlı adınca konuşma zamanı gelmedi mi?