Son günlerde kamuoyunda en çok konuşulan konulardan biri, asgari ücretin bölgesel veya sektörel olarak belirlenebileceğine ilişkin haberler oldu. Elbette bu konu tartışılabilir. Dünyada bunun farklı örnekleri de bulunuyor. Ancak bana göre Türkiye’nin asıl tartışması gereken konu bu değil.
Asıl mesele, asgari ücretin yeniden gerçek anlamına kavuşturulmasıdır.
Çünkü asgari ücret, işverenin çalışanına ödemesi gereken standart ücret değildir. Asgari ücret; devletin, “Bir çalışana bunun altında ücret ödeyemezsin.” diyerek belirlediği en düşük yasal ücret sınırıdır. Yani çalışma hayatının tabanıdır.
Ne var ki Türkiye’de uzun yıllardır asgari ücret, taban ücret olmanın ötesine geçmiş, fiilen çalışma hayatının referans ücreti hâline gelmiştir. Ücret pazarlıkları asgari ücret üzerinden yapılmakta, birçok işyerinde çalışanların önemli bir bölümü ya asgari ücret almakta ya da asgari ücretin çok az üzerinde ücretlerle çalışmaktadır.
Bugün konuşmamız gereken konu, asgari ücretin kaç lira olacağı değil, asgari ücretle çalışanların sayısının nasıl azaltılacağıdır.