Mevcut sistemin değiştirilmesi beraberinde yeni bir tasfiye dalgasını da getirecek. Sonrasında ne olacağı meçhul. Bir yanda mevcut bürokrasi tepe yönetimler değişse de yeni iktidara direnecek. Dolayısıyla aynen AK Parti’nin ilk göreve geldiği zaman olduğu gibi bazı kurumlarda ayak direyen bir sistem yeni iktidarın ayak bağı olacak.
Bir sonraki seçimde yine AK Parti gelir hissi hemen kaybolmayacak. Bu direnci aşmak için de yeni iktidarın daha sert bir yol izlemesi gerekecek. Eğer parlamentoda Millet İttifakı’nın çoğunluğu olmaz ise iş daha da zor.
Sözün kısası bu genel yönsüzlüğü aşabilmek için her iktidarda savrulmayan ama demokratik seçimlerin kamu gücünü hukuk içerisinde şekillendirmesine engel olamayacak bir yönetim sistemi gerekiyor.
Şu kargaşada, tarihi eşikte derdimiz bu mu diyenler olacaktır. Belki de uzun vadede asıl derdimiz bu ama sıra gelir mi bilmiyorum.