Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
HTŞ komutanı Colani tarihten ders almış görünüyor. HTŞ lideri olarak öne çıkan (ailesinin asıl yeri olan Golan’dan geldiğini gösteren) Colani’den vazgeçip resmî belgeleri asıl ismi olan Ahmet El Şara olarak imzalamaya başlaması geçmiş ile arasında mesafe koyma isteğinin son örneği.
Halep operasyonu başladığından bu yana CNN’e verdiği mülakat da dahil olmak üzere kullandığı ifadeler, Colani’nin yürüyüşünde kendinden kaynaklı çok ciddi bir değişim veya arkasında onu besleyen sağlam bir akıl olduğuna işaret ediyor.
Sebep her ne ise en azından şu ana kadar izlenen çizgi gelecek için olumlu beklentiler için yeterli bir zemin sağlıyor. Ancak HTŞ’nin kontrolü altında sergilediği yönetim de muhalefetin parçalı yapısı da Türkiye’nin hakimiyetindeki bölgelerdeki derin yolsuzluk yapıları da yeni yönetimin önündeki engeller arasında.
Baas iktidarında çoğulcu bir yönetim tecrübesi geliştirmemiş Suriye’nin birden demokratik ve istikrarlı bir yapıya kavuşmasını beklemek gerçekçi değil. Yeni yönetim aynı anda eski rejimden çökmüş bir devleti devralma, kendi içindeki farklılıkları yönetme, ülkenin acil ve yakıcı ekonomik sorunları ile mücadele etme, kuzey doğuda YPG kontrolündeki bölgenin nasıl entegre olacağını belirleme, toplumda geçmişe dair öfkeyi kontrol etme gibi her biri birbirinden ağır sorunları idare etmek zorunda.
En güçlü ve kendi içinde tutarlı yönetimlerin bile böylesi bir sorun yumağını yönetmesi kolay değil. Bunlara bir de dış aktörlerin önceliklerini ve çıkar maksimizasyon çabalarını eklemek gerek. Dolayısıyla Suriye’nin geleceğine dair temkinli olmakta fayda var.
Yeni yönetimin yüzleşmesi gereken önemli bir sorun da HTŞ’nin terör örgütü listesinde olması. Ne yazık ki Suriye’deki aktörlerin bir günde değişmesi mümkün değil. İktidarı devirenlerin ertesi gün farklı isimlere yerlerini bırakmasını beklemek de.
Kaldı ki Orta Doğu barış yapan terör örgütleri, devlette en üst kademelere gelen ‘teröristlerle’ dolu.