TBMM’den bu dönem beklenti, çıkarılacak yasaların tamamının barış sürecini destekleyecek nitelikte olmasıdır. Bu yasalar sürecin ilerlemesine büyük katkı sunacaktır. Sürecin güvenlik boyutunun yanı sıra hukuki, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarını ele alan yasalar, toplumsallaşma düzeyini de artıracaktır.
Barış yasaları; anadilinde eğitim, sağlık, ulaşım, ibadet vb. kamusal hizmetleri güvence altına almalı. Elbette başka birçok alanda da yasal düzenlemeler yapılmalı.
Yasaların içeriğinin yanı sıra hazırlanma biçimi de önemlidir. Barış yasalarının hazırlanmasında sürecin tarafları, insan hakları örgütleri, hukuk örgütleri, sendikalar, meslek örgütleri, kadın ve gençlik örgütleri vb. görüş sunabilmeli.
Benzer şekilde, barış alanında çalışan ve toplumsal barışın herhangi bir boyutunun geliştirilmesine katkı sunabilecek uzmanlar, akademisyenler ve gazeteciler de yasa taslaklarına ilişkin görüşlerini aktarabilmeli.
Süreç mevcut haliyle güvenlik temelli ilerliyor. Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (DDR) alanında çalışan uzmanlar, bu aşamanın dünyanın diğer yerlerindeki örneklerde de daha ziyade kapalı devre yürütüldüğünü ifade ediyor.
Kamuoyunun, barışa giden sürecin getireceklerini konuşabilmesi önemli. O nedenle barış yasaları; örgütlenme, toplanma, düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına almalıdır. Güvenlik temelli ilerleyen bir süreçten, haklarımızın güvence altına alındığı bir sürece geçebilmemiz ancak demokratikleşme, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında ilerlemeyle mümkündür.