Mansur Yavaş ise kafa karıştırıyor. Henüz tam olarak aforoz edilmedi, çünkü birkaç hamle ötesini görüp satranç mı oynuyor yoksa aynı partiden seçilip en ufak bir baskıda gemiyi terk eden başkaları gibi kendisinden daha kuvvetli bir güce biat etmeyi mi seçiyor karar veremiyorlar. Doğrusu Yavaş da hangi hamleleri yapacağını sızdırmıyor.
Onun Ekrem İmamoğlu’ndan farkı siyasetin taktiksel bir sabır gerektirdiğini bilmesi, çok çabuk heyecanlanmanın, havaya girmenin, hevesli olmanın bir bedeli olduğunu daha seçildiği ilk günden itibaren görmesi. Bugüne kadar kendisine verilen görevin dışına çıkmamaya da özel olarak dikkat etti, adımlarını hep çok yavaş attı örneğin.
Onu bir belediye başkanı olarak olur olmaz global meselelerde görüş bildirirken görmedik mesela. İstanbul Belediyesi gibi gazetecilerden kendisine bir propaganda ordusu kurmadı. Hatta İmamoğlu’na yakın bazı siteler ona para karşılığı olumlu haber yapmayı teklif ettiklerinde de reddetti, bunun bedeli olarak hakkında olumsuz haberler yapıldı. Erdoğan’ın bir sonraki hamlesini sadece Erdoğan’ın bildiği gibi, Mansur Yavaş’ın da bundan sonra ne yapacağını sadece Mansur Yavaş biliyor.
Yavaş şimdi 19 Mart sonrası değişen paradigmayı da iyi okuyor. Bildiğimiz eski sistem, eski ezberler, eski taktikler geçerli değil. Kendi kendileriyle didişen muhalefetin bir süre daha dışında kalmanın ne kadar hayati olduğunu görüyor. Yeni paradigmada eski kutuplaşmalar, düşmanlıklar, yıkıcı dildense sistem içinde kalmanın tek varoluş biçimi olduğunu anlıyor. Belli ki oyunu yeniden kurmak, hatta baştan tanımlamak gerektiğine inanıyor.