Onur Özgen: Türk futbolunda görülen toparlanma, gökten düşmüş bir armağan değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son birkaç yılda Türk futboluna bakınca, uzun bir sıkışmanın ardından yeniden nefes alan bir yapı görüyoruz. Milli takımın 24 yıl sonra dünya kupasına katılması, kulüplerin Avrupa’da ilk sert rüzgarda savrulmaması, oyuncu kalitesine dair algının toparlanması ve en önemlisi futbol kamuoyunun yeniden “Bir şey olabilir” duygusuna kapılması da bu değişimin parçası. Uzun süre boyunca Türk futbolunu konuşmak, çoğu zaman bir kaybı konuşmak gibiydi. Kaçırılan fırsatlar, kötü planlamalar, yanlış transferler, boşa harcanan paralar, sabırsızlık, yönsüzlük… Şimdi ise aynı alan, en azından belli başlı örneklerde, yeniden imkan duygusu üretmeye başladı.

Bence bu manzarayı anlamanın en doğru yolu, onu bir mucize gibi kutsamamak ve tek bir nedene bağlamamak. Türk futbolunda görülen toparlanma, gökten düşmüş bir armağan değil. Aynı şekilde, “İyi bir kuşak geldi, her şey düzeldi” demek de meseleyi fazla kolaylaştırır. Burada para var; kadro kalitesini belli bir çizginin üzerine taşıyan yatırım var. Daha doğru profillere yönelme çabası var. Bazı kulüplerde teknik ve atletik standardın yükselmesi var. Yurt dışında yetişen ya da gelişen oyuncu havuzunun milli takıma etkisi var. Avrupa’daki rekabetin yapısal dönüşümü içinde kendine daha akıllıca yer bulma çabası var.

Kısacası bu tablo, birden fazla etkenin üst üste binmesiyle oluştu. Tam da bu yüzden kıymetli; tam da bu yüzden kırılgan.

Onur Özgen’in yazısı