Raflar arasında gezinirken, özellikle son dönemde ilgimi çeken Çin üzerine kitapların bulunduğu bölüme yöneldim. Henüz yeni yayımlanmış bir eser hemen dikkatimi çekti: “Breakneck: China’s Quest to Engineer the Future” – Son Sürat: Çin’in Geleceği Mühendislik Yoluyla Şekillendirme Arayışı.
Yazar, Çin’de doğup yedi yaşında Kanada’ya taşınan Dan Wang. Kitabı karıştırırken bir ifade beni derinden etkiledi: “Low-agency society.” Yani “düşük irade kapasitesine sahip toplum.”
Bu kavram, bugünün dünyasını çarpıcı biçimde özetliyordu. İnsanların, kendi hayatları üzerindeki kontrolünü yitirdiği, dışsal güçlerin – devletin, algoritmaların, kurumların – yönlendirmesine teslim olduğu bir çağda yaşıyoruz.
Yapay zekânın karar mekanizmalarına entegre olduğu, rutinlerin otomatikleştiği modern toplumlarda bireylerin ‘seçme’ kapasitesi giderek dijital sistemlere devrediliyor. Bizler farkına varmadan ‘otomatik pilotta’ yaşamaya alışıyoruz.
Düşük iradeli toplumlarda üç belirgin sonuç ortaya çıkıyor:
Yaratıcılık yerine uyum, (işim var şükürler olsun, mesai saatlerinde işimi yapayım ama yeni icat çıkarmayayım)
Girişimcilik yerine güvenceli bağımlılık, (Devlette memur, herhangi bir işletmede güvenlik görevlisi olsam benden mutlu olmaz yaklaşımı)
Sorumluluk yerine suçlama kültürü.
Bugün sosyal medyada ve kamusal söylemde sıkça gördüğümüz “çözüm üretmekten çok eleştirmek” eğilimi bu dönüşümün yansıması.