Türkiye Sağlık Araştırması verilerine göre, 40 yaş üzerinde hiç mamografi çektirmeyen kadınların oranı yüzde 42,4. 15 yaş ve üzeri kadınlardaysa hiç smear testi yaptırmamış olanların oranı yüzde 59. Mamografi meme kanseri, smear ise rahim ağzı kanseri taraması için kullanılıyor.

TÜİK’in yayınladığı Türkiye Sağlık Araştırması 2025’e göre 15 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda smear testi yaptıranların oranı 2022’de yüzde 7,2 iken 2025’te yüzde 11,8’e ulaştı.

Aynı veri son bir yıl içerisinde 40 yaş ve üzeri kadınlarda mamografi çektirenlerin oranının 2022’de yüzde 10,8 iken 2025’te yüzde 16,7’ye çıktığını gösterdi. Ancak 40 yaş ve üzerindeki 10 kadından altısı hâlâ mamografi çektirmemiş.

Türkiye’de yürütülen ulusal kanser tarama programına göre, meme kanseri taraması kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılıyor ve iki yılda bir mamografi çekiliyor. Rahim ağzı kanseri taramasıysa 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV-DNA ve ihtiyaç halinde smear testleriyle yürütülüyor.
Tarama testleri aile sağlığı merkezleri ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM) uygulanıyor. Tarama hizmetlerinin buralarda ücretsiz olmasına rağmen kadınların önemli bir bölümünün bundan yararlanmaması; eğitim eksikliği, sağlık okuryazarlığının düşüklüğü ve hastalık ortaya çıkmadan doktora gitme alışkanlığının yaygın olmaması gibi sebeplere dayanıyor.
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Ateş Karateke, rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında iki temel test kullanıldığını hatırlattı. Smear testi rahim ağzındaki hücre değişikliklerini, yani kanser öncüsü lezyonları yakalıyor. HPV-DNA testiyse rahim ağzı kanserinin ana nedeni olan HPV virüsüne bakıyor.
Karateke, rahim ağzı kanserinin düzenli tarama ve aşılama (HPV aşısı) programlarıyla önlenebildiğini hatırlattı: “Kadınların cinsel yaşamları başladıktan sonra belirli aralıklarla tarama yaptırması ve kız çocuklarının 9-14 yaş arasında HPV aşısıyla aşılanması durumunda rahim ağzı kanseri görülme riski çok büyük ölçüde ortadan kaldırılabiliyor.”
30 yaş ve üzeri kadınlarda HPV-DNA testi tek başına veya HPV-DNA ve smear testinin birlikte yapılmasıyla uygulanıyor. 21-29 yaş arasındaysa genellikle smear testi yeterli görülüyor. HPV-DNA testi en etkili tarama yöntemi kabul ediliyor. Çünkü kanser gelişmeden nedeni yakalıyor.
Karateke, bilgi yetersizliği ve ihmalin geç tanıya yol açtığını vurguladı: “Hastalık uzun süre belirti göstermeden ilerleyebilir. Kadınların bilinçli hareket etmesi ve sağlık hizmetlerinin koruyucu önlemlerle desteklenmesi, bu hastalığı kader olmaktan çıkarır.
Tarama yapılmaması durumunda kadınlar sağlık kuruluşlarına çoğu zaman kanser geliştikten sonra başvuruyor.”
Rahim ağzı kanseri; sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmişlik düzeyi düşük, tarama yapılmayan ülkelerde daha sık görülüyor.
Kadınlar üreme organlarını yeterince bilmiyor
Profesör, Türkiye’de birçok kadının üreme organlarının yapısı ve işlevleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, biyoloji ve sağlık eğitimlerinin bu konuda yetersiz kaldığını düşünüyor: “Rahim ağzı kanserinin cinsel yolla bulaşan HPV virüsünün neden olduğu bir hastalık olduğunu çocuklarımıza öğretememişiz.
Hastalık ortaya çıkmadan sağlık kuruluşuna başvurmanın gerekli olduğuna ilişkin farkındalık da düşük. Birçok kadın tanı sürecinde bu bilgiyi ilk kez öğreniyor.”
HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı en etkili korunma yöntemi olduğu yıllar önce kanıtlandı. Çocuklara erken yaptırmaya başlayan ülkeler bunun meyvelerini almaya başladı bile. Rahim ağzı kanserine yol açan HPV tiplerinin yüzde 90’dan fazlasına karşı koruma sağlanabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü özellikle 9-14 yaş grubunda HPV aşısının uygulanmasını öneriyor. Kurum, bu yaş grubunda tek doz aşının bile yeterli koruma sağlayabildiğini belirtiyor. Karateke, HPV aşısının rutin aşılama programına alınmamasının bir eksiklik olduğunu da söyledi.