BURAK KILIÇ
Pek adil görünmeyen bu kıyası biraz açmak gerek. Sırp koçun büyük bir tecrübesi var. Basketbol ve futbol tamamen farklı sporlar. Ayrıca bireysel anlamda mizaç farklılıkları var. Bütçe olarak da rekabet ettiği takımların mali tablolarına kıyasla Obradovic çok avantajlı.
Ama mesleklerinin ortak yönleri de yok değil. Yaptıkları işin doğasında, doğru zamanda doğru kararı alma, insan yönetimi, güven, coşku, ikili iletişim gibi pek çok liderlik vasfı var.
Peki, bu saydıklarımın kaçında Aykut Kocaman olmuş bir görüntü çiziyor? Şüpheli. Yalnızca taktik varyete ve literatürü takip etmekle böylesi büyük yükün altından kalkılamaz. Kocaman’ın değişmekten başka çaresi yok.
Küçük bir örnekle; Aykut Kocaman sezon başından beri takım ruhunun önemine değiniyor ki, haklı. Peki Obradovic’in herhangi bir takımında Van Persie’nin süre alması mümkün mü? Ya da Ozan’ın şiddete varacak seviyede tepki görmemesi?
Zihin aynasında kendi gerçeğiyle yüzleşmeli
Keza, Kocaman ikinci döneminde mentalite olarak en büyük önemi ön alan baskısına ve neticesinde kazanılan toplara verdi. Bu kazanılan topların değerlendirilmesi için iki aylık bir müddet istedi.
Peki bu iki ay içinde kazanılacak topları Topal-Josef buhranına emanet ederken nasıl az hasar almayı bekleyebildi? Akıl alır gibi değil.
Aykut Kocaman gerçeklerle yüzleşmeli. Takımının ve kadrosunun dağınıklığı, kötü hazırlanmış ve tamamlanamamış kadrosunun eksikliğiyle değil zihin aynasında kendi gerçeğiyle yüzleşmeli.
Daha cesur, daha radikal, daha cüretkâr olmadığı sürece hem ismi hem Fenerbahçe’si sönüp gidecek.
Gelirken söylediği ‘yarım kalan işini’ bitirmek için korkudan ve ciddiyetten değil, cesaretten ve isyandan medet ummalı.
Halının altındakiler
Vardar skandalı sonrası sarsılmamaya, ayakta kalmaya çalışan Fenerbahçe camiası, mağlubiyetin nedenlerini sorgulamadan Trabzonspor maçına odaklandı.
Sezonun daha yeni başlaması, eksik transferlerin gelecek olması, Kocaman’ın sabır talep etmesi gibi nedenlerle halı altına süpürülen sorunlar Trabzonspor maçında Volkan Demirel’in ıslıklanmasına neden oldu.
İki takımın tüm saha dışı problemlerini kenara bırakırsak, zemine yansıyacak oyun kadrolar açıklandığında kendini belli etmişti. Karşılaşmanın esame listeleri tahtaya çizildiğinde, Fenerbahçe’nin en zayıf alanı sol bek ve sol stoper arasıydı.
Yara bandı gibi sol stopere çekilen Skrtel, aksayan ekürisi Neustadter’in boşluklarını doldurabilmek için fazla merkeze geçiyor ki bu kayma o bölgede kapanması zor bir gediğe neden oluyor. Bu yumuşak karın daha beşinci dakikada Burak Yılmaz’ın harika dokunuşuyla ilk darbesini aldı.
Trabzonspor’da ise yalnızca tandemin zayıflığı değil Okay’la olan uyumsuzluk yapılan tüm merkez baskılarında ortaya çıkıyordu.
İlk yarının son 15 dakikasında Josef’in Okay’a birebir kurduğu baskı sonrası peşpeşe olgun ataklar yapabildi Fenerbahçe. Ama bu girişimler seçilmiş ilk 11’in yeteneksizliğinin ve ‘laubaliliğin’ kurbanı oldu.
Aykut Kocaman o kadar güvenlik öncelikli davrandı ki devre arasında aldığı kararla Kadıköy tarihine geçmeyi başardı!
İnsan hayalinde nasıl korkak olur?
Kocaman ilk yarıda Trabzonspor’un seri paslarla başlattığı süratli hücumlarından o kadar çekindi ki 4-6-0 garabetinde derman aradı. Ne Spalletti’nin Roma’sı Ne Ferguson’ın Manchester United’ı burada ışık bulamamışken Kocaman’ın ‘Fener’i yakması’ akıl zorluyor.
‘Laubali’ Van Persie’nin oyundan alınışı ne kadar doğruysa yerine bir merkez forvet koymaması o kadar büyük bir hataydı. Ki Volkan’ın armağanıyla gelen gol olmasaydı büyük ihtimalle bu dizilime inancı sabit kalacaktı.
Kocaman maç içinde üçü belirgin hatalı taktik ve oyuncu seçimleri sonrası doğruyu Soldado’yla buldu. Van Persie gibi iki stoper arasında kalıp ‘Bana pas atmıyorlar’ demedi İspanyol. Kaleden 40-45 metre uzakta pas akışına destek oldu ve bu çaba hücuma zenginlik kattı.
60’tan sonraki baskılı oyun Trabzonspor’u hataya sürükledi. Durica-Uğur tandemi de buna davetiye çıkarıyordu zaten. Diğer taraftan Kocaman’ın hatalarını değerlendiremeyen Ersun Yanal bir fırsatı elinin tersiyle çevirdi. Nitekim 75’inci dakikadan sonra rulete dönen oyundan iki takım da mutlu ayrılmadı.
Vardar yenilgisi ve ligde kaybedilen dört puan Kocaman’ın eksi hanesine yazar. Peki, Kocaman tek suçlu mu? Hayır.
Kadro dışı kalsalar ‘Neden?’ demeyecek kadar takımdan kopuk Volkan, Van Persie ve Ozan’ın hâlâ 18’de yer buluyor olması başlı başına bir sorun ki bu sadece Kocaman’ın kaldırmaması gereken bir yük.
Van Persie’yle Ozan’ın durumu Volkan’dan biraz farklı. Orada yapılan mesleğe haksızlık var. İnsan spora nasıl ihanet edebilir ki?
Volkan’da ise konsantrasyon eksikliği kadar büyük bir formsuzluk var. Çözüm için yalnızca hakkında alınacak kararı beklememeli.