Bazen siyasette en zor cümle “Bizden biri de olsa hesabını vermeli” cümlesidir.
Ama devlet açısından en kıymetli cümlelerden biri de bu değil mi? Adalet değeri, bize yakın olana uygulandığında değil; bize yakın olduğu hâlde yanlış yaptığı iddia edilen kişiye de aynı hukukla yaklaşıldığında anlaşılır.
İnsan tabiatı burada biraz zorlanıyor.
Hepimiz kendimize yakın olanı savunmaya daha meyilliyiz. Kendi tarafımızın hatasını açıklamaya, karşı tarafın hatasını büyütmeye yatkınız. Siyaset zaten bunun üzerine kurulu bir mücadele alanı.
Fakat devlet siyasetten daha büyük bir kavram.
Devletin terazisi, taraftarların alkışına göre hareket edemez.
Bugün bir başkasına uygulanan hukuku alkışlayıp yarın aynı hukuk bize dokunduğunda itiraz edersek, aslında hukuku değil, kendimizi savunmuş oluruz.
Bu nedenle fon soruşturmasını yalnızca “kim tutuklandı, kim ifadeye çağrıldı, operasyon nereye uzanacak?” sorularıyla izlemek eksik kalır.
Daha büyük soruyu sormamız gerekiyor:
Türkiye’de hukuk, siyasi ve ekonomik gücün karşısında gerçekten ne kadar mesafe alabiliyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca bugünkü soruşturmanın sonucunda değil, sürecin nasıl yürütüldüğünde de ortaya çıkacak.