Peki, düzenin sağcısının da solcusunun da; muhafazakârının da liberalinin de sosyal demokratının da derdi neden komünizm? İkide birde söyledikleri üzere, Sovyetler Birliği yıkıldığında komünizm kalıcı olarak yenilmedi mi? Ve daha önemlisi, Marksizm teorik olarak yanlışlanmadı mı?
İki sorunun da cevabı “hayır.” Köleci Roma İmparatorluğunun en kudretli yıllarında insanlığın özgürlük arzusu nasıl ortadan kalkmadıysa; emperyalist aşamasına ulaşmış kapitalizmin tarihinde en kudretli dönemi olan günümüzde de insanlığın eşitlik arzusu ortadan kalkmadı. Marksizm o eşitlik arzusunun teorisi, komünizm ise o eşitlik arzusunun siyaseti. Eşitsizlik düzeni, var olduğu müddetçe, bu belalardan kurtulamayacak.
Bu yüzden zenginler özel mülkiyetlerini korumak için sadece sürekli büyüyen polis ve asker ordularına değil, aynı zamanda binlerce propaganda kanalından sürekli komünizmi kötülemeye muhtaç. Çıkarları kapitalizmin devamından yana her insan, siyasi pozisyonundan bağımsız ve bu onu ne kadar çelişkiye düşürürse düşürsün komünizme düşman olmalı. Sadece düşman olması yetmez, bunu asla dilinden düşürmemeli; sanki takıntılı biriymiş, kişisel bir kuyruk acısı varmış gibi konuyu sürekli komünizme getirmeli.