Sokaktaki eylemciye yöneltilen suçlama, şu soruyu susturmamalıdır: Kimin eylemi düzeni bozmak, kimin eylemi düzenin olağan işleyişi sayılıyor?
Peki, bu söylem karşısında nasıl bir tutum alınabilir?
İlk olarak; bir olayın adlandırılmasını, olayın açıklanmasıyla karıştırmamak gerekir. “Vandalizm” sözcüğü mülke verilen zararı tanımlayabilir fakat zararın nedenini açıklamaz. “Kamu düzeni” toplumsal hayat için gerekli bir koşulu ifade edebilir ancak hangi düzenin, kimin güvenliği ve hangi bedeller pahasına korunduğunu tek başına söylemez.
İkinci olarak; her olayda şu soruları sormalıyız: Kim konuşuyor? Hangi olgular öne çıkarılıyor, hangileri dışarıda bırakılıyor? Bir eylemin sonuçları anlatılırken nedenleri de araştırılıyor mu? Kullanılan kavram yaşanan olguyu açıklıyor mu, yoksa olguyu önceden belirlenmiş ahlaki bir hükmün içine mi yerleştiriyor?
Türkiye’de de dünyada da iktidar sahiplerinin dili yalnızca devletin resmî açıklamalarında veya siyasal liderlerin konuşmalarında aranamaz. Sermayenin çıkarlarını doğal ekonomik zorunluluklar olarak sunan anlatılarda, kamusal kaynakların kullanımını teknik bir konuya indirgeyen açıklamalarda, emeğin taleplerini ayrıcalık gibi gösteren yorumlarda da aynı soruyu sormak gerekir: Kimin çıkarı genel çıkar olarak sunuluyor, kimin itirazı düzenin önünde bir engel sayılıyor?
Bir ülkede iktidarın kimde olduğu değişebilir; fakat toplumsal zenginliğin dağılımına, emeğin değerine, mülkiyetin sınırlarına ve kamusal sorumluluğa ilişkin yerleşik kabuller kendiliğinden değişmez. Bu nedenle eleştirel tutum, yalnızca belirli bir hükümete karşı çıkmakla sınırlanamaz. İktidarın hangi biçimde örgütlendiğine, ekonomik gücün siyasal kararları nasıl etkilediğine ve kullanılan dilin bu ilişkileri nasıl meşrulaştırdığına bakmak gerekir.
Bir toplumsal itirazı “suç”, bir hak talebini “imtiyaz”, bir dayanışma biçimini “kayırmacılık”, bir eşitsizlik eleştirisini “haset” olarak adlandırmak, tartışmayı daha başlamadan bitirir. Bu nedenle eleştirel yurttaşın görevi yalnızca söylenenlere karşı çıkmak değil, söylenenlerin hangi gerçekliği kurduğunu da incelemektir.