YENİ Partili siyasetçiye dostça birkaç öneri
Y

Murat Sevinç
Murat Sevinç
Mülkiyeli. Anayasa hukuku, tarihi ve Türkiye'nin siyasal yaşamına odaklandı. 2017'de Barış İmzacısı diye üniversiteden atıldı. 2024'te iade edildi. Kitapları da var. Köşe yazısı yazmaya Radikal İki'de başladı, 2014'ten beri Diken'de.

Son yazı, YENİ Partili siyasetçilerin siyah karanfil ve göz bandı protestolarının neden tepki çektiğini anlama ve anlatmaya çalışıyordu. Yazıya gelen eleştirilerin-değerlendirmelerin (hepsi sağolsun) ardından bu konuda biraz daha gevezelik etmeye karar verdim.

Hemen her yazıda halimizi anlatan bir paragrafa yer veriyorum, çünkü koşullarımızı öncelikle kendimize hatırlatmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Daha önce yaşamadığımız türden, sersemletici bir deneyim bu. Aynı hafta içinde, sokakta görsen yüzüne bakmayacağın birilerinin orasından burasından akıl almaz servetler taştığına, birkaç gazetecinin tutuklandığına, onlarca sosyal medya hesabına erişimin yasaklandığına, ülkenin köklü-etkili bir internet gazetesinin kapatıldığına, en çok seyredilen TV kanalına kayyım atandığına vs. tanıklık ediyoruz. Olanlar, olacaklar hakkında güçlü ipuçları veriyor.

Halimiz buyken, farklı koşullarda dikkat çekmeyecek bazı siyasetçi davranışları, seçmenin öfkesiyle karşılaşıyor. Fazla şey beklenen, eninde sonunda birer ‘insan’ olduğu unutulabilen siyasetçiler ise tepkiyi kavramakta zorlanıyor.

Konumuz her muhalif siyasetçi değil, YENİ Partililer.

Large group of formally dressed people posing on a wooden legislative hall stage with a 'Yeni Parti' banner in the center behind them.
Fotoğraf: YENİ Parti

YENİ Parti halkın teşvikiyle kuruldu, doğru, ancak yeni bir parti değil tabii. CHP’den ‘mecburen’ ayrılanlarca atıldı temeli. Dolayısıyla, yılın başında CHP çatısı altında siyaset yapan insanlardan, sonbaharda bambaşka siyasetçilere dönüşmesini, çok farklı düşünmesini ve davranmasını beklemek makul değil. El yordamıyla, deneyerek ve yine yurttaş teşvikiyle olacak bazı şeyler.

Yeni bir parti, içerik ve üslup açılarından yeni bir siyaset belirleme fırsatı sunduğu için, bir şans. Diğer yandan, eskinin tortusu, etkisi ve yurttaşın o eski hakkındaki hatırasını iki günde unutturmak imkânsız ve ayrıca gereksiz. Yeni her ne yapılacaksa, o üzücü deneyimlerden çıkarılacak dersler sayesinde olacak.

Ne demek bu? YENİ Parti’nin, eski partisinden gelen seçmeninin siyasi hafızası öfke, yenen kazıklar ve hayal kırıklıklarıyla dolu. Muhalif siyasetçilerimizin, 2023 seçimlerinin seçmende yarattığı duyguyu tam olarak kavradığından kuşkuluyum. 2024 belediye seçimlerinde biraz kendine geldi ahali, doğru. Ancak sözünü ettiğim, yalnızca seçim sonuçlarıyla, gizli protokol yaparak seçmenini kandıran siyasetçilerin neden olduğu perişanlıkla, ‘Kutu kolayı aday yapsak kazanır’ zevzekliklerinin acı sonuçlarıyla ilgili bir durum değil. Seçim sürecinde yaşananların neden olduğu derin hayal kırıklıkları sorunun bir yanı…

Muhalif seçmen, o sonucu alan siyasetçilerin geçmişte yaptığı, alışkanlık haline getirdiği, siyasetçi profiliyle özdeşleşmiş her ne varsa ikrah etmiş halde. Bugünkü tepkinin asıl nedeni bu gibi geliyor bana.

Örneğin, bir milletvekili “Soru önergesi verdim” dediğinde, olup biteni takip eden muhalif seçmeni öfkelendiriyor, çünkü seçmen o soru önergesinin ‘Laf olsun torba dolsun’ bir faaliyet olduğunun, hiçbir anlam ifade etmediğinin farkında. Soru önergeleri vs. gibi denetim araçları, olağan dönemlerde işlev görebilir. 2026 Türkiye’sinde de, hadi, not düşmek olarak görülsün. Ancak vekillerin bunu sosyal medya hesaplarından ‘muhalefet’ gibi duyurması hakikaten anlaşılır bir tutum değil.

Örneğin, birinin gidip bir bina önüne siyah karanfil bırakışı, şuurlu seçmene daha önce bırakılan sayısız siyah çiçeği, TBMM’de kapı önlerine bırakılan içtüzük ve anayasa kitapçıklarını, bırakanların kumaşını hatırlatıyor. TBMM’de öfkeli yüz ifadeleriyle yapılan ve hiç kimsenin derdine derman olmayan ateşli konuşmalar gibi. Komisyonlarda, bir Allah’ın kulu umursamamasına rağmen ısrarla açılan karton pankartlar gibi. Gece vakti TBMM genel kurulunda çektirilen ‘Amma çok çalıştık bugün’ toplu fotoğrafları gibi. Örnek saymakla bitmez…

İşte tüm bunlar muhalif seçmende, hiçbir şeyin değişmediği, aynı tas aynı hamam olduğu, yine kaybedileceği duygu ve endişesi yaratıyor. Ve seçmen, kaybın artık yalnızca bir seçim kaybetmek olmadığının farkında. Eski yönetimi, o üslubu, o tarzı, o kabullenmişliği, o vurdumduymazlığı anımsatan her şey, milyonları biraz daha umutsuzluğa sevk ediyor. Yeni Partililerin, önceki yılları hatırlatan her davranışı-klişeyi terk etmelerinde yarar var.

Diyeceğim, ‘Ne yapmak gerekir’ sorusunun yanıtı hiçbirimiz için kolay olmasa da, ‘Ne yapılmaması gerekir’ sorusunun yanıtı göreli basit. Seçmeninize, onların ömrünü tüketen saçmalıkların yaşandığı geçmişi, o devrin zırvalarını hatırlatan hiçbir şeyi yapmamalısınız muhterem YENİ Partililer.

‘İnsan, varlığıyla etkili olamadığı yerde yokluğunu denemeli, sine-i millete dönülmeli’ nevi düşüncenin pek bir şey ifade etmediği belli. Milletvekilleri milletvekili olmayı, orada bulunmayı seviyor, bir yeri terk edeceği yok. Kabul. Şu anda muhalif siyasetçiler bakımından ‘milletvekili dokunulmazlığı’ kurumunun hayati olduğunu da kabul etmek gerekir.

O zaman milletvekili kalarak; komisyonlarda, kulislerde, koridorlarda vakit öldürmek yerine, halkın arasında olmayı tercih etmek, bunun yolunu yordamını arayıp bulmak gerekiyor herhalde. Milletvekilleri halka giderken, halkın da parlamentoyla daha yakın ilişkisi olabilir. Örneğin (Meral Akşener bir ara farklı bir versiyonunu denemişti) grup toplantılarında sade yurttaşın konuşma yapması, derdi olan insanların milletvekilleriyle birlikte daha sık basın karşısına çıkması vs. Bilmiyorum açıkçası. Düşünmeye çalışıyorum.

YENİ Parti yönetimi ve bir grup milletvekilinin 19 Mart sonrası insan üstü enerji harcadığına kuşku yok. Evet, anayasanın askıda olduğu bir rejimde siyaset yapmak, iktidarı hedeflemek, mucizevi bir iş. Bu yüzden işlerinin hiç kolay olmadığını tekrar edip duruyorum. Buna mukabil, bence çok yararlı olan miting siyasetinin sınırlarına dayandığı da görülüyor. Mitingleri, halkla meydanlarda buluşmayı terk etmeden ne yapılabilir? Belki miting dışında da, ahaliyle, özellikle gençlerle mümkün olabilecek her yerde toplanmalı ve onları dinlemeli. Sonra da dinlediğini/işittiğini belli etmeli. Köyünde kasabasında mücadele eden yurttaşı, kürsülerde, mitingde konuşurken, hatta TV ve YouTube ekranlarında görsek biraz, nasıl olur?

Bu yazıda, son olarak… YENİ Partililerin ekonomiye ve yarattığı sosyal sorunlara ilişkin vaatleri nedir tam olarak? Yalçın Karatepe BirGün’de yazıyor bazen, sosyal devletçi-toplumcu ifadeler işitiliyor, ancak her soruna ve toplumsal kümeye dair ne önerildiği yeteri kadar duyulmuyor sanırım.

Örneğin, siyasetçilerimiz artık şu ‘liyakat’ sözcüğünü terk etse çok iyi olmaz mı? Vazgeçilmesi gereken sayısız klişeden biri. Yoksulluk, hukuk dışılıklar, fon rezaleti vs. liyakatsizlikten mi? YENİ Parti iktidara gelse, neoliberal ekonomi siyasetini liyakat sahibi kadrolarla mı uygulayacak? Vaat bu mu? “Değil” diyeceksiniz. Haklısınız. Peki nedir vaat? “Anlatıyoruz ya” diyeceksiniz. Duyulmuyor, bilinmiyor, demek ki anlatılamıyor, mesele bu.

Yukarıdaki bir satırı yeniden yazarak bitireyim: ‘Ne yapmak gerekir’ sorusunun yanıtı hiçbirimiz için kolay olmasa da, ‘Ne yapılmaması gerekir’ sorusunun yanıtı açık. Seçmeninize, onların ömrünü tüketen saçmalıkların yaşandığı geçmişi hatırlatan hiçbir şeyi yapmamalısınız.

Video önerisi: Emine Ayhan’ın, Shakespeare’in Kelimeleri dizisinin dördüncü videosu.