108 kişinin yargılandığı davada, aralarında HDP’nin eski eş başkanlarının da bulunduğu 18 kişi hâlâ tutuklu. Tıpkı Gezi davası gibi bu davanın da demokrasimiz açısından bir turnusol kâğıdı haline geldiği konusunda muhalefet katmanlarının yanı sıra iktidar bloğunun içindeki bir cenahı da kapsayan geniş bir görüş birliği var.
Tutuklu eski Eş Başkan Selahattin Demirtaş’ın davayla ilgili uzun savunması, tıpkı danışmanı Zinar Karavil ile yaptıkları ve Sırrı Süreyya Önder’in önsözüyle yayımlanan Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi adlı nehir söyleşi gibi geniş ilgi gören metinlerden. Metnin tamamına internetten erişilebiliyor. Ben burada sözü Demirtaş’a bırakarak savunmasından seçtiğim bazı paragrafları aktarmayı düşünmüştüm ama bundan vazgeçiyorum, çünkü isteyen her okur internetin olanaklarından yararlanarak savunmada istediği sözcüğü aratıp Demirtaş o konuda ne demiş ne dememiş görebiliyor. “Yedi yılı aşkın bir süredir hapiste tutulan bu siyasetçiler yeterince ceza çekmediler mi” sorusunun muhatabı biraz da hepimiziz.
Bu insanlar içine doğdukları çatışma koşullarının “onurlu bir barış”a kavuşması için mücadele içinde olageldiler. Bugün Demirtaş ve yol arkadaşlarının büyük çoğunluğu bu yıl tam tamına 40 yılını dolduran çatışmanın orta yerinde doğdular, yani çatışmayı başlatan onlar değil. Önlerinde barış için mücadeleden başka yol yoktu onların. Dolayısıyla bugün her sözlerini kendimizi onların yerine koyarak ve elbette ifade özgürlüğüne dahil mi diye sorarak okumak zorundayız.
Burada yalnızca, Demirtaş’ın 10 ay kadar önce yayımlanmış olan ve “Türkiye açılımı” kavramını savunan “İğneyi Kendimize” başlıklı yazısından aşağıdaki sözlerini aktarmakla yetineceğim:
“Kendi hassasiyetlerimize saygı beklediğimiz her yerde, başkalarının hassasiyetlerine gerekli saygıyı göstermek zorundayız.”
“Elbette bütün bu hassasiyetlerin sınırı da demokratik ortak değerlerdir. Kimse kimseye, farklı hassasiyetleri ortak değer olarak dayatmamalıdır.”
Kabul etmek gerekir ki Demirtaş ve hapisteki yasal alan savunucuları, Kürt sorununu çözüp demokratik cumhuriyet idealimizi gerçekleştirme çabamızda başarılı olup olamayacağımız sorusunun yanıtında büyük payı olan kişilerdir. Ve hapiste tutulmaları işte bu yüzden büyük bir ayıbımız olmaya devam ediyor.