20 yıllık iktidar.
İşte gelinen nokta: Türkiye’de laikliğinin altın anahtarlı kapıları olan 23 Nisan Bayramı’nı, 19 Mayıs’ı, 30 Ağustos’u, 29 Ekim’i sevmeyen bir toplumsal yapı kurdular. Bir bahane bulup kutlanmasına katılmıyor, bazı yıllar yasaklıyor, yasağı dinlemeyip kutlayanları kınıyorlar. 23 Nisan özürlü bir kitle yarattılar. 19 Mayıs’ı da sevmiyorlar. Samsun’a çıkış, Amasya Kongresi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi; hem Milli Kurtuluş Savaşı’nı ve hem de “Cumhuriyetin laik yapısını” hazırlama adımlarıydı. 19 Mayıs’ı da küçümsüyorlar. 19 Mayıs özürlüler. 10 Kasım’ı da istemiyor, bahane bulup saygı duruşuna gitmiyor, laikliğin yılmaz savunucusu aydınlanma devrimcisi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm gününde ona “5 dakikalık saygı duruşunu” putperestlik sayıyorlar. “Beton Mustafa…” diye akıllarınca aşağılayıcı bir deyim uydurdular. Mustafa Kemal özürlüler. Kiliseyi camiye dönüştürme günlerinde Mustafa Kemal’e küfür etmeyi dindarlık diye sunuyorlar. 30 Ağustos’u da sevmiyorlar, milli heyecan duymuyor, “keşke Yunan kazansaydı…” diyenleri hastanede ziyarete gidiyorlar. 30 Ağustos özürlü bir kitle yarattılar. Bu kitle şimdi Taliban’ı haklı gösterecek yalanlara sarılma
seanslarına hemen başladı. Bugün Türkiye’de İslamcılık gömleği giyip iktidara gelmiş olanlar, Afganistan’da Taliban’ın “burka giymedi diye kaldırımda elleri arkadan bağlı kadını kafasına kurşun sıkıp öldüren Katı Fıkıh anlayışına” dayalı modelini yan gözlerle izliyorlar. 30 Ağustos olmasaydı çok büyük bir olasılıkla biz Orta Anadolu’ya sıkıştırılmış Taliban benzeri bir yönetime mahkum edilmiş insanların küçük ülkesi olacaktık.
Necati Doğru: 30 Ağustos olmasaydı Taliban benzeri bir yönetime mahkum edilmiş insanların ülkesi olacaktık
Okura not
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.