Ne okusak: Altı kitap önerisi

sanat@diken.com.tr

Kitap raflarının karşısına geçip “Ne okusam?” diye düşünmek gündelik hayatın karmaşasından ve hızından kaçmak için yerinde ve keyif veren bir faaliyet. Ama kitapların çeşitliliği karşısında kararsız kalmamak elde değil. Kabul etmek lazım: Bir kitapta karar kılmak zor iş!

Diken bu hafta altı kitaba dikkatinizi çekiyor. Karar sizin. Şimdiden iyi okumalar.

İtinayla nasıl tökezlenir?: ‘Yedi Yıl’

Peter Stamm, Nebula Yayınları, 224 sayfa.

İsviçreli yazar Peter Stamm, 21’inci yüzyılın en etkili 100 yazarı arasında. Ancak kitabı günümüzdeki tökezleme biçimlerine odaklanıyor. ‘Yedi Yıl’ın kahramanı Alex yalnızca ilişkilerinde başarısız olmakla kalmaz, finansal krizin ortasında da sıkışıp kalır. İnsan doğasının, arzularının, kafa karışıklıklarının ve atılan yanlış adımların Alex’i nasıl tökezlettiğini görürüz.

Rekabet ve vasatlığın yaşama nasıl sirayet ettiğini gündelik hayatta sık sık karşılaşılabilecek bir aşk üçgeni üzerinden anlatan Stamm’in romanı aynı zamanda minimalist bir anlatıma sahip. Uzun betimlemeler ve iç dünyanın yerine rafine bir anlatımla basit bir hikaye okumak arayanlar için iyi bir alternatif.

Ne içindeyiz zamanın, ne de büsbütün dışında: ‘Zamanın Kokusu’

Byung-Chul Han, Metis Yayınları, 136 sayfa.

Zamanla iki büyük derdimiz var: Yetmemesi ve geçmemesi. Peki, zamanın içinde nasıl bulunuruz? Zamana nasıl anlam atfedebiliriz? Güney Koreli felsefeci Byung-Chul Han antik dönemden başlayarak zamana dair anlayışımızı ve zamanla olan ilişkimizi anlatıyor.

Zaman aslında hep aynı. Değişen ise biziz. Bu yüzden de içine fırlatıldığımızı düşündüğümüz zamanı Aydınlanma’yla beraber kontrol eden varlıklar olarak düşünüyoruz kendimizi. Han’ın hep var olan ve asla bitmeyecek olan bir tartışmaya dair içgörüleri.

‘La La Land’ roman olmuş gibi: ‘Dans Zamanı’

Zadie Smith, Everest Yayınları, 528 sayfa.

Oscarlı film ‘La La Land’de gördüğümüz dans tutkusunu bu sefer ABD’li yazar Zadie Smith’ten dinliyoruz. İlkinde romantizmle kodlanan dans, bu sefer arkadaşlıkla anlatılıyor ‘Dans Zamanı’nda. lirik gerçekçi anlatımıyla bilinen

Londra’nın kenar mahallelerinden başlayan ve Batı Afrika ritmlerine uzanan bu ‘bildungsroman’da (gençlik ve gelişim romanı), dostluk, müzik ve dans bir arada. Gençlik, yoksulluk ve canlılık ekseninde iki arkadaşın öyküsü. Yüksek doz histerik gerçekçilik.

Kanayan yaramız için rehber: ‘Hediye Vermek ve Hediye Almak Üzerine’

Wilhelm Schmid, İletişim Yayınları, 72 sayfa.

Bayramlarda, yılbaşlarında, doğum günlerinde, yıl dönümlerinde hediye almak ve hediye vermek adettendir. Zaman zaman vesilesi de yoktur hediyenin. Ama çok kafa karıştırıcı, zorlayıcı bir eylemdir de aynı zamanda.

Alman felsefeci Wilhelm Schmid’in bu kitabı hayatı kolaylaştıran bir rehber niteliğinde. Ama hediye üzerine düşünmeyi de zorunlu kılıyor.

Doğru hediye nasıl seçilir? Hediye vermek mi, yoksa hediye almak mı insanı daha mutlu eder? En iyi hediye, en pahalı olan mıdır? İnsan kendisine hediye vermeli midir?

Çocukluğun tarihi: ‘Flamingolar Pembedir’

Aslı Perker, Everest Yayınları, 238 sayfa.

Aslı Perker’in yeni romanı ‘Flamingolar Pembedir’ küçük bir kızın, içinde trafik kazasında ölen anne babasının tabutlarının olduğu şehirlerarası bir otobüste yolculuk etmesiyle başlıyor.

Küçük kız, hiç konuşmadan, hep dinleyerek, bütün varlığıyla hayatı ve ölümü anlamaya çalışıyor. Yıllarca süren bir büyüme öyküsü.

Çocuklukta yaşlılık ve ölüme tanık olmak: ‘Likya’nın Şarkısı’

Seran Demiral, Tudem Yayınları, 120 sayfa.

Yaşlılık ve ölüm gibi kavramları çocuklar için zorlayıcıdır. Yaşları çok küçük olmasa da kabullenmeleri ve idrak etmeleri kolay değildir. Ancak Seran Demiral bu kavramları müziğin naifliğine sığınarak üç kuşaklık bir aile hikayesinde anlatıyor.

Ölümün kıyısındaki bir annenin, kızıyla ve kendi annesiyle olan ilişkileri, kederken ve karanlıktan kurtulup ümit vadeden bir hikayeye dönüşüyor.

Ne okusak 1: Beş kitap önerisi

Ne okusak 2: Beş kitap önerisi