sanat@diken.com.tr
Kitap raflarının karşısına geçip “Ne okusam?” diye düşünmek gündelik hayatın karmaşasından ve hızından kaçmak için yerinde ve keyif veren bir faaliyet. Ama kitapların çeşitliliği karşısında kararsız kalmamak elde değil. Kabul etmek lazım: Bir kitapta karar kılmak zor iş!
Diken bu hafta beş kitaba dikkatinizi çekiyor. Karar sizin. Şimdiden iyi okumalar.
Aslında cevabını bilmiyoruz: ‘Cinsellik Nedir?’

Psikanalist Alenka Zupancic’in kitabının başlığını oluşturan soruya insanlık tarihi boyunca yanıt bulamadık. Felsefe ve psikanaliz de gösteriyor ki buna yanıt bulmak neredeyse imkansız ve zaten yaşadığımız kültürel problemlerim temelinde de cinsellik yatıyor.
Artık cinsellik sadece fiziksel cinsiyetlerden ibaret değil: Toplumsal cinsiyet, kültürel biçimlenmeler, normlar ve daha bir sürü etmen belirliyor cinsiyetimizin ne olduğunu. İş cinselliğe gelince suyu bulandıran çok şey var ve kimse onun ne olduğundan emin olamıyor.
Zupancic de ‘Cinsellik Nedir?’de bu soruya felsefe ve psikanaliz üzerinden yanıt aramaya çalışıyor.
Ev mi arıyoruz yoksa yuva mı?: ‘Nohut Oda’

Evimizle, mekanımızla sevgi-nefret ilişkisine sahibizdir çoğu zaman. Evden uzak kalınca eve dönmek, evde çok kalınca dışarıda olmak isteriz. Asla sağlayamayacağımız bir dengedir bu.
Melisa Kesmez’in ilk bakışta yuva güzellemeleriyle dolu gibi gözüken öykü kitabı ‘Nohut Oda’ mekanla kurduğumuz ilişkinin görünmeyen taraflarını da ele alıyor. Önceki öyküleriyle de rüştünü ispat eden Kesmez’in kitabının okura sorduğu çok soru var: Evde mi yaşarız, evi mi yaşarız? Aradığımız şey ev mi yoksa yuva mı?
Şiirden nefret etmek isteyenler için rehber: ‘Şiir Nefreti’

Kabul edelim: Hepimiz hayatımızın bir döneminde şiir yazmaya yeltendik, bir kısmımız başarıya da ulaştık. Sonrasında da çoğumuz şiirden koptuk ve yüzüne bakmaya pek de tenezzül etmedik.
Ama şiirden nefret etmeye mi başladık? Ben Lerner ‘Şiir Nefreti’ kitabında bu sorunun yanıtını ‘Evet’ diye veriyor. Ama bu yaratıcı bir olumlama. 22.04 romanının yanısıra şiir kitabı da bulunan Lerner, şiir nefretini şiir sanatının savunusu için başlangıç noktası haline getiriyor.
Ona göre üç tip şair var: Berbat şairler, muhteşem şairler ve sessiz şairler. Yazar ‘Şiir Nefreti’nde okuru şiirle cesur bir oyun oynamak için ayartmaya çalışıyor. Oyuna gelmek için daha güzel bir bahane olamaz!
Adamın biri Oslo’da anlam arayışına çıkmış: ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’

Kuzey Avrupa’nın yaşayan en büyük yazarlarından Dag Solstad, küçük bir olayın bir edebiyat öğretmeninin hayatını nasıl değiştirdiğine dikkat çekiyor. Bu önemsiz denebilecek olay, bireysel bir sorgulamadan toplumu sorgulamaya kadar ulaşıyor.
Modern edebiyat dilini Kuzeylilere has kara mizahla harmanlayan Solstad, bu kısa aile hikayesinde popülizmden demokrasiye, medyadan edebiyat dünyasına geniş bir yelpazede eleştiri sunuyor. Aşina olduğumuz üzere gözümüze gözümüze de sokmadan yapıyor bunu.
Çocukluğunu hatırlamak isteyenlere: ‘Pinokyo’nun Serüvenleri’

Dünya edebiyatına damga vurmak kolay değil. Yeryüzündeki neredeyse herkesin çocukluk yıllarını şekillendiren Pinokyo’nun mucidi, İtalyan yazar Carlo Collodi bunu başaran isimlerden. Yalan söyleyince burnu uzayan ve gerçek bir çocuk olmaya çalışan Pinokyo’nun maceraları dilimize de girmiştir. Yalan ile burnun uzaması artık bir Pinokyo atfı değil, mecaz olarak kullanılıyor.