Ne anlatıyosunuz hocam?

Anadolu Ajansı’nın Editör Masası’na katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, hem Almanya’nın Hamburg kentinde sol eğilimli göstericilerle polis arasındaki gerilime, hem de Suriye’deki iç savaşa ilişkin söyledikleriyle, ‘Acaba hafızasını mı kaybetti?’ dedirtti.

AA’nın haberine göre Davutoğlu, Alman polisinin Rote Flora adlı kültür merkezini işgal eden sol gruplarla çatışmadan sonra getirdiği ‘tehlikeli bölge’ uygulaması konusunda, ‘demokratik ilkelere dayalı gösteri yapma hakkının korunması ve kamu güvenliğinin tesis edilmesini temenni ettiklerini söylüyordu’. Dışişleri Bakanı şöyle demişti: “Özellikle küresel ekonomik kriz Avrupa’ya yansıdıktan sonra bizi de kaygılandıran çok değişik yaklaşımlar veya akımlar ortaya çıkmaya başladı. Bir kısmı aşırı ırkçı akımlardaki yükselişler ve bunun siyasi arenaya yansıması. Diğer bir kısmı da bu çerçevede son dönemde Avrupa’nın birçok başkentinde kamu düzeni ile gösteri özgürlüğü arasındaki dengenin kaybolmasından kaynaklanan riskler.”

‘Gezi’den onur duy(m)uyoruz’

Davutoğlu’nun ‘kamu düzeni-gösteri özgürlüğü dengesi’ni bir anda hatırlaması sosyal medyada infial yarattı. Zira Dışişleri Bakanı, Gezi Direnişi’nin daha yeni başladığı 2 Haziran 2013’te şu tweet’i atmıştı: “Hepimizin göz bebeği İstanbul’umuza ve diğer şehirlerimize zarar vermeye başlayan bu eylemlerin devam etmesi kimseye fayda getirmez. Sadece bölgemizde ve dünyada gıpta ile bakılan ülkemizin itibarına zarar verir.” Bununla da kalmayıp göstericilere yönelik polis şiddetini eleştiren tek bir laf etmeden Gezi eylemlerini ‘komplo’ diye niteleyen Davutoğlu, Kasım 2013’te, Washington’daki Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmadan yansıyan “Gezi’den onur duyuyoruz” sözlerini de yalanlayacak ve “Türkiye, ifade ve basın özgürlüğü konularında hiçbir Avrupa ülkesinden geri değildir” diyecekti.

El Kaide mi çarptı?

20140110 suriyeEl Kaide bağlantılı Irak İslam Şam Devleti’yle (IŞİD) diğer silahlı muhalifler arasındaki çatışmalar da Davutoğlu’nun ‘başını döndürmüş’ görünüyordu. Bugüne dek ‘katil’ Beşar Esad’ı yerden yere vuran Dışişleri Bakanı yarım da olsa ‘çark’ ederek AA ekibine, “Bunlar (radikal unsurlar) o kadar yanlış yöntemler uyguluyor ki, rejimi ehvenişer denilecek noktaya getiriyorlar” dedi.

Esad’ın Alevilere saldıran ortağı…

Davutoğlu, Esad yönetiminin IŞİD’le ‘ortaklık’ içinde olduğunu da savunuyordu: “Ne zaman Suriye’nin kuzeyinde muhalefet güçlendi, Irak Şam İslam Devleti o zaman ortaya çıktı. Perde gerisinde bunlarla rejim arasında ortaklık var.”

AA’nın masasındaki editörlerse, IŞİD’in aslında Özgür Suriye Ordusu’nun mevzi kaybetmesi sonrası güçlendiğini gündeme getirmeye gerek görmeyecekti. Davutoğlu’na, Esad’la işbirliği yaptığını söylediği IŞİD’in Alevi kökenli sivillere yönelik saldırıları da hatırlatılmadı.

Dışişleri Bakanı hükümetin tartışmalı Suriye politikası konusundaysa o tanıdık ‘harekât’ savunmasını yaptı: “Türkiye’ye dönük bir psikolojik harekât yapılıyor, sanki Türkiye silahlı grupları destekliyormuş gibi.”

İstifa eder mi?

Davutoğlu’nun Esad için ‘ehvenişer’ sıfatını kullanması, sosyal medyada ‘Nereden nereye’ ve ‘Denize düşen yılana sarılır’ yorumlarına yol açtı. Zira Dışişleri Bakanı’nın istifayı bile ima eden şu açıklamaları hâlâ unutulmamıştı:

* “Biz Suriye’de bütün alternatifi deneyerek bugünlere geldik ama bu sancılı sürecin çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Artık bu süreci yıllarla ifade etmek yerine aylar veya haftalarla ifade etmek gerekir.” (24 Ağustos 2012)

* “Suriye’de kısa sürede değişim olmaz dedik. Balkanlar’dan örnekler vererek bu süreç uzar, yıllar alabilir dedik.” (23 Mart 2012)

* “Eğer rejim meşruiyetini kaybedip kendi halkıyla savaşırsa sonu çok açık, kazanamaz. Zaman konusunda ise artık eskisinden daha da eminiz ki ve herkes de eminim bize katılıyordur, Esad rejimi artık hayatta kalamaz. Bu artık an meselesi.” (20 Aralık 2012)

* “Esad kalacak olursa elini sıkmaktansa istifa ederim.” (4 Ocak 2013)

* “Suriye’de 100 bin insan öldü bunun sorumlusu da Suriye rejimi. Bu kanlı rejim duruncaya kadar bölgeye de bize de huzur yok.” (28 Ağustos 2013)