Tayyip Erdoğan istedi; Ahmet Davutoğlu gitti, Binali Yıldırım geldi. Bu gelişmeyi, -temayül yoklaması yapılmış olmasına rağmen-, partinin genel talebi gibi aksettirmek kolay değil. Zira, Erdoğan faktörü olmaksızın AK Parti teşkilatına sorulsaydı, herhâlde hiç kimse, “Davutoğlu gitsin” demezdi.
AK Parti 5. Olağan Kongresi’nde (Eylül 2015), Binali Yıldırım’ın ismi telaffuz edilmişti. Hatta, 900’ü aşkın delegenin imzası bile toplanmıştı. Davutoğlu, MKYK’yı Tayyip Erdoğan’ın iradesine teslim edince, Binali Yıldırım formülünden vazgeçildi. Şimdi, o işlem tamamlanıyor.
AKSaray’dan atanan ’emanetçi’ bir Başbakan’la karşı karşıyayız. Bundan sonra, Binali Yıldırım’ın esas görevi, Başkanlık sistemine geçiş sürecini hızlandırmak. Başbakanlık uğruna, bir insan, Türkiye’yi iyice bataklığın içine sürükleyecek bir sistemin kurulmasına nasıl aracı olur? Davutoğlu sevinsin, hiç değilse, adı, “Belirli bir direnç göstermeye gayret etti” diye anılacak. Ama Binali Yıldırım’ınki ‘bile bile lades.’