
H. AYHAN TİNİN
Sanat da var / Tiyatro
insanatinart@gmail.com
Genç bir adam gölgeleriyle birlikte, kuzeydeki bir kasabaya geri döner.
Kar yağmaktadır.
Henrik İbsen’in ‘Yaban Ördeği’ oyunu bu tabloyla açılır.
İnsanın içindeki korkunç bir soruyu araştırır oyun; bir insanın en sevdiği yalanını elinden alarak, onu bir ömür mutsuzluğa mahkûm etmek, ahlaki midir?
Kimi insanlar vardır hayatınızda…
Gerçekçi olduklarını söyleyerek hayallerinizin, neşenizin, mutlu zamanlarınızın içine zehir dökerler.
Gerçeğin bağnazlığını kimi zaman hakikatin yumuşaklığıyla değiştirmek, daha mı doğrudur?
Tiyatro Pera, ‘Yaban Ördeği’ oyununda bu sorunun yanıtını arıyor.
İki eski dost ve iş ortağı…
Biri şirketin işi nedeniyle hapse girmiş diğeri dışarıda zenginliğine zenginlik katmış.
Hapse giren çoktan Alzheimer olmuş, zengin olansa hayattan son bir mutluluk daha kopartmak için yeniden evlenmeye hazırlanıyor.
13 yıldan bu yana görmediği oğlunu da düğüne davet ediyor.
Genç adam yıllar sonra kasabaya döndüğünde babasına biriktirdiği öfke, annesinin intiharı ve kendi ilişkilerindeki mutsuzluğu da yanında getirmiştir.
Kendi hayatı dağılmış birçok insanın yaptığı gibi, acısını diğerlerinin mutluluğundan çıkartmaya hazırlanmaktadır.
Genç adamın hayatındaki gerçekle yüzleşemediği için başkalarının hakikatine bulaştığını, oyun içinde çözeriz…
Nesrin Kazankaya oyunu günümüze uyarlarlarken yeniden yorumlamış. Yönetirken de günümüz seyircisinin zaman algısına uygun bir sahnelemeye dönüştürmüş.
Barış Yalçınsoy’un canlandırdığı, içindeki gölgelerin dışa vurduğu Gregers karakterinin kaosu çok iyi yorumlanmış…
Hjalmar ise polaritenin diğer tarafını sembolize ediyor. Hiç sorgulamadan, yüzeyde görünenin arkasına bakmadan sürdürülen bir yaşam…
Oğuz İşçi bütün o saflığı sahneye başarılı biçimde taşıyor.
İki eski ortağın, çocukluk arkadaşı iki oğlu…
İbsen’in ilmeklerini mükemmel ördüğü metin kısaltmalarına rağmen, değerinden hiçbir şey yitirmeden sahnede…
Hayatla yalanı değiş tokuş eden mutluluk anlaşmalarımızı yeniden sorgulatıyor oyun…
Gerçeğin efendisi pozunu takınanların, derinde mutluluğun hakikatini nasıl da kıskanan zavallılar olduğunu gösteriyor.
Karlı bir Kuzey Avrupa kasabasında pişmanlık, sınıf atlama hayalleri, yalnızlık, kendi yaşamını temize çekme kaygıları hepsi birlikte yaşanıyor.
Ve yaralı bir yaban ördeğinin suyun derinlerinde ne varsa tutunarak kendi hayatını, kendine hediye etmesine; gerçeğin efendileri, gölgelerini başkalarının üzerine bırakanlar, yüzleşme tutkunları izin vermiyor.
Sonuçta gerçeğin zehrini, mutlu hayatların üzerine bırakan bir akrebin intiharına dönüşüyor yaşam…
Ve üzerine düşünülmemiş hayatların tutunduğu dalların ne kadar cılız, acınası ve hatta komik olduğunu görüyoruz sahnede…
Tiyatro sezonu sona doğru yaklaşırken, dekorundan oyunculuğuna tiyatro tadını yaşayacağınız bir oyun ‘Yaban Ördeği.’ Tiyatro Pera her şeye rağmen ayakta kalmayı başarmış bir tiyatro topluluğu olarak büyük bir alkışı hak ediyor.
Mesele iyi insan olmaksa, gölgelerinizi başkalarının üzerine düşürmeden yaşamayı deneyin…