Demokrasinin en zor tarafı onu belirli bir ısı derecesinde tutmayı başarabilmek olsa gerek. Ne çok sıcak, ne çok soğuk, ne naif, ne nobran. Ne sorunlar karşısında pısırık, ne de çözüm ararken agresif…
Türkiye ne yazık ki bunu bir türlü başaramıyor. Evet, yıkılmaz sanılan vesayetten kurtulmayı başardık ama mesela Kürt meselesinin sistemi paslandıran, hukuk düzenini yaralayan tesirinden kurtulmak şöyle dursun, girdaba kapıldık gidiyoruz.
Kimlikler, inançlar, demokrasi, birlikte yaşamak, hukuk devleti… Birinden bir şey eksilirse bütün ortak aidiyetleri var eden duygu da eksiliyor. Çünkü, demokrasinin makul ısı seviyesi tutturulamıyor. Rüzgar bileşik kapların birinden ötekine kolayca uylaşıyor. Hava ya buz kesiyor, ya da sıcak basıyor…
Ama gelin görün ki, o duygu meselesi… Oradan hala kekremsi bir tat alıyoruz. Sadece kurumların, sadece kanunların demokrasi için yetmediğini hepimize gösteriyor.