Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili konuşurken dikkatli ve genel ifadeler kullanması da bu sıkışıklığın eseridir. Net bir enflasyon hedefinden bahsetmiyor ve işlerin ne zaman yoluna gireceğine dair bir taahhütte bulunmuyor.
Popülizm de işte burada devreye giriyor.
Daha önce denenen ve seçim kazandırdığı görülen bir yöntemle seçime bir yıl kala keseninin ağzını açmak…
2018 ve 2023 seçimlerine giderken yapılan buydu şimdi de başka türlü olmayacak. Ekonomiyi gerçekten düzeltmek ve sağlam bir yapıya kavuşturmak; yani ülkenin hak ettiği seviyeye ulaşmak yerine kolayı seçmek…
“Alan razı veren razı” şeklinde özetlenebilecek bir pratik oluştu. Seçmen de makro rakamlar yerine emekli maaşı ve asgari ücretten ibaret bir ekonomi okur yazarlığıyla yetinmeyi öğrendi.
İnsanlar seçim atmosferinde paranın biraz da olsa bollaşacağını biliyor ve bunu bekliyor. Ekonomi bu kadar kötü olduğu halde seçmen neden hala iktidardan vazgeçmiyor, sorunun cevabı da burada saklı.
Kesenin ağzı açılmaya başlayınca seçime doğru geri sayım başladı demektir. Ekonomiyi idare etmek bu kadar basit artık! Bu kez işe yarayacak mı, onu da sandıkta göreceğiz.