Murat Yetkin: Türk dış politikası yol ayrımında

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

…Dün, yani 24 Şubat 2015 itibarıyla Türk dış politikasının teknik dökümü şöyledir:

Kıbrıs Rum ve Ermenistan başkentlerine ek olarak artık İsrail, Mısır ve Suriye başkentlerinde de büyükelçimiz kalmamıştır.

Türk hükümeti önceliği komşusu Suriye’nin başında bulunan, Erdoğan’ın yakın zamana dek birlikte tatile çıkıp “kardeşim” dediği Beşar Esad’ın devrilmesini birinci önceliği saymakta neredeyse tek başına kalmış durumdadır.

İran çoktan ABD ve diğer BM güçleriyle doğrudan bağlantı kurmuş, Türkiye’ye ihtiyaç durmamaktadır. Zaten Türkiye Suriye, Irak ve Lübnan politikalarında, ek olarak Kürt meselesinde İran ile hasım durumdadır.

Avrupa Birliği’yle ilişkiler artık soğuk değil, felaket durumdadır. AB yönetimleri –artık öncelikli gündemleri olmaktan çıkmış olsa dahi- Türkiye’nin gerçekten kendileriyle mi, yoksa Arap dünyasıyla mı bütünleşmek istediğini sorgular haldedir.

AK Parti hükümetinin Arap Baharı sırasında elinde ne varsa Müslüman Kardeşler’e oynayıp kaybetmiş olması nedeniyle artık ne Suudi Arabistan’dan Katar’dan sıcak para gelmekte, ne de bir zamanlar bebeklere ismi koyulan Erdoğan’dan sevgiyle bahsedilmektedir.

ABD ile ilişkilerdeki sessizlik ya yaklaşan bir fırtınayı, ya da daha kötüsü, daha derin bir sessizliği, yani artık umursamayan bir sessizliğin habercisi, gibidir.

Erdoğan geçenlerde ABD Başkanı Barack Obama ile arasının neden bozulduğunu anlayamadığını söylemiştir; Obama artık gerçekten de Erdoğan’ı işi düşüp başka çare kalmadıkça, mesela Kobani’ye havadan yardım başlatacağını söylemek için olduğu gibi, aramamaktadır.

Bu bir yalnızlaşma tablosudur. Bu yalnızlaşmanın değerli olup olmadığı konusunu tartışmak bu yazının işi değildir.

Ama Türk dış politikasının, diplomatlarının başarısızlığı nedeniyle değil, siyasi tercihler nedeniyle ciddi bir yol ayrımına doğru gitmekte olduğu görülmektedir.

Murat Yetkin’in yazısı