Kendisine yardım etmesini istediği müttefik bir ülke hakkında, bu kadar rahat konuşup, bu kadar rahat geri alabilen Biden, mesela Obama’ya bir şey olsa dünyanın en büyük mali ve askeri gücünü elinde tutacak olan kişidir; tabii Obama da onu orada tutan kişidir. Biden olayı, “Her musibette bir hayır vardır” atasözünü hatırlatıyor.
Biden’ın özrü, açıkçası Erdoğan’ın hem derin bir oh çekmesini sağladı, hem de ABD’ye (ve diğer muhataplarına karşı) elini yükseltti. Neden mi? Bir kaç neden sıralayabiliriz:
1- Batı dünyasında Türkiye’nin Suriye’deki İslamcı militanlara silah ve sınır geçişi dair yardım ettiği yolundaki iddialar, bizzat ABD Başkan Yardımcısı tarafından resmen yalanlanmış, temize çekilmiş oldu,
2- Biden’ın özrü Ankara’da Vaşington’un ne IŞİD’e karşı tutarlı bir stratejisi, ne de Irak ve Suriye’nin geleceğine dair güçlü bir siyasi perspektifi bulunduğuna dair kuşkuları artırdı,
3- Biden olayından sonra İncirlik’in açılması ancak Suriye hava sahasında (muhtemelen 36’ıncı paralelin kuzeyinin) uçuşa-yasaklı bölge ilan edilmesi karşılığında mümkün olabilir gibi bir hava var Ankara’da. Ancak ABD bugün buna evet dese bile yarın arkasında duracak mı güvensizliği de var,
4- Ankara’da ayrıca Tezkere ile ortaya çıkan durumun üstüne gelen bu krizi, üç yıldır sonuç getirmeyen Suriye siyasetinin revizyonu için bir fırsat sayma eğilimi de var. Dün konuştuğum, gelişmelerin içindeki üst düzey yetkililerden birisi, “Maceraya girmeyiz” dedi; “Şu anda bizim için en önemlisi sınırlarımızı güvence altına almak. Bu hem IŞİD, hem PKK için geçerli.”
Doğrusu gelişmeler baştan bu yana Türkiye’nin savaştan uzak durması, özellikle de Orta Doğu bataklığına daha fazla girmemesini söyleyenleri haklı çıkarıyor.